10 Adımda Erkekleri Anlama

Birinci ve ilk madde: Kocanız sizin babanız, ya da çocuğunuz değil bunu aklınızdan çıkarmayın. Hanımların en sık yaptığı hatadır. Eşlerinin babaları gibi kendilerini sürekli pışpışlamasını ya da her ne hata yaparlarsa yapsın hoş görmelerini isterler. Oysa erkeklerin de tam olarak eşlerinden beklediği budur. Anneleri onları nasıl hoş gördü ve pışpışladı ise onlar da aynısını hanımlarından bekler, hele de bir evin bir oğlu ya da annenin en küçük oğlu ile evlendi iseniz işiniz çok zor. Ama buna rağmen bana sorarsanız erkekleri bir miktar pışpışlayın asla pişman olmazsınız.

En çok ve şiddetle kaçınmanız gereken şey ise eşinizi çocuğunuz gibi azarlamanızdır. Bundan şiddetle kaçınmanızı tavsiye ederim. Hata etse, saçma sapan bir iş yapsa bile onu asla azarlamayın. Azarlar bir ses tonu ile konuşmayın bile, bu onun kesinlikle kaldıramayacağı bir şeydir. Şiddetle hatasını savunduğuna şahit olabilirisiniz. Çünkü bir erkek için onuru her şeyin üzerindedir. Hele de bunu başkalarının yanında yaparsanız, ilişkinizde telafisi neredeyse imkânsız bir kırılmaya yol açarsınız. Oysa olayla ilgili öfkeniz geçtikten sonra tatlı bir ses tonu ile uyardığınızda hatasını kabul ettiğini göreceksiniz.

Erkeklerin kalbine giden yol midesinden geçer diye bir sözü bir çoğunuz duymuştur. Büyük bir çoğunluk için doğru olsa da şehir efsanesidir. Mesela benim eşim evlendiğimizde yemek yapmasını bilmezdi. Bunu dert etmeyin zamanla öğrenirsiniz. Doğrusu şudur: Gülümsemeyi bilmeyen evlenmesin. En kötü yemeği bile tatlı dilli bir kız eşine yedirebilir. Tebessüm ve tatlı dil ile eşinize yaptıramayacağınız hiçbir iş yoktur. Misal ben hafta sonu gelse de uzanıp yatsam diye tembellik hayalleri kurarken, birde bakıyorum yengenizin güler yüzüne Çamlıca’nın yokuşlarına revan olmuşum.

Eğer sizde çalışıyor ve bir ücret alıyorsanız, asla eşinizi işinden ve maaşından dolayı küçük görmemenizi ve tahkir etmemenizi tavsiye ederim erkekler onurlarına fazlaca düşkündürler bunu kişiliklerine bir hakaret olarak algılarlar. Akşam eve birlikte giriyor iseniz ondan ev işlerine yardım etmesini rica edebilirsiniz, bu bizim kuşağın alışık olmadığı ama güncel bir realite. Yeni nesil erkeklerin de bundan çokta rahatsız olmadığını görüyorum. Bu konudaki tavsiyem, sağlıklı bir iletişimle yardımlaşmak olmalıdır. Herkes kendi çamaşırını yıkasın, kendi ütüsünü yapsın, kendi yemeğini pişirsin noktasına gelirse bunun adına evlilik denmez. Geçişken olmayan kaynamayan yalancı eklem birliktelikler uzun soluklu olmaz kolay kopar. Nitekim öyle oluyor.

İstisnalar hariç erkeklerin büyük çoğunluğu paçoz ve dağınıktır. Çorabı şuraya atar, çantayı oraya, gömleği buraya… Elinizden geldiği kadar düzeltmeye çalışın, uyarın itiraz etmeyiz eyvallah, ama çokta zorlamaz iseniz memnun oluruz. Sizin dağınıklık dediğiniz şeyden bizim bir şikâyetimiz yok çünkü

Bir kırmızı nokta daha var ki en önemli fay hattı burasıdır: Eşinizin Annesine babasın a asla ve kata kötü söz etmeyin kinayede bile bulunmayın! İlişkiler de en önemli depremler burada yaşanıyor. Eşinizin annesi ya da babası gerçekten size hayatı zorlaştıran insanlar olabilir, kötü huy sahibi olabilirler. Eğer kocanızı seviyorsanız ve o adil birisi ise zaten kendisi ailesi ile ilgili eğer siz sabır gösterir ve sesiz kalırsanız konuşacak onların fazla ileri gittiğini söyleyecektir. Bu durumda onun ortaladığı topa tekme tokat girerseniz hayatınızın hatasını yaparsınız. Tam tersine onların yaşlı olduğunu bazı nedenlerle mazur olduklarını ileri sürerek onlara karşı hoşgörülü olmanız gerektiğini, anne baba hakkının önemine vurgu yaparak söylerseniz onun gözünde inanılmaz değerli bir yer edinirsiniz. O bu durumu halletmek sizin ezilmenize müsaade etmemek için can siper hane gayret gösterecektir. Ancak bu biraz zaman alabilir sabırlı olmalısınız.

Son olarak eşiniz için mutlaka güzel olmanız gerektiğini, ona hoş görünmek için giyim kuşamınıza, kişisel bakımınıza dikkat etmeniz gerektiğini söylemeliyim. Özellikle evde dışardakinden daha güzel kıyafetleriniz olmalı. Günaha ulaşmanın çok kolay olduğu zamanlarda yaşıyoruz. Eşinize örtü, göz aydınlığı olmalısınız…

Bu konuda daha birçok söz söylenebilir. Yaşam tecrübelerimden kaynaklanan ve en önemli gördüğüm şeyleri sizlerle paylaştım. Umarım birkaç arkadaşımıza derman olmuştur ya da olacaktır yazdıklarım. Bu tür hayata dair, hayat bilgisi tadında yazılarla devam edeceğiz inşallah, kalın sağlıcakla.

Not: Bu yazı Genç Düşünce Dergisi'nin 33'ncü sayısında yayınlanmıştır.



Etiketler:

Diğer İçerik Başlıkları

Tüm Başlıkları Göster

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!