Yazar Makaleleri


 Abdullah Büyük


  Fidan İnsanlar ve Gönüllerin Fethi
Ekleme Tarihi: 26.08.2018

Abdullah Büyük-Temmuz/2013

“Allah’a yemin ederim ki, Allah Teâlâ’nın, senin sebebinle bir tek kişiye hidayet verip doğru yola iletmesi, senin için kızıl develerin olmasından çok daha hayırlıdır.” (Buhari)

İLAM tarafından farklı ülkelere görevlendirilmiş ve vazife verilmiş, elçiler hükmünde olan sizler gerçekten çok büyük ve onurlu bir vazifenin insanlarısınız.

Böyle bir vazifeye sahip olmak Rabbimizin özel bir ikramı desek, inşallah hata etmiş olmayız. Hz. Meryem’i, bir bitki gibi yetiştiren Rabbimiz, sizleri de fidan insanlar olarak yetiştirmiş ve dinine hizmet için istihdam etmiştir: “Onu (Meryem’i) güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya’yı da onun bakımı ile görevlendirdi.” (Al-i İmran, 3/37)

“Allah (c.c.), ara vermeden bu din konusunda fidan insanlar yetiştirir ve fidan insanları taati (yeteneği-kabiliyeti) istikametinde kendi dinine hizmet için kullanır.” (Ahmed, el-Müsned)

Saygıdeğer fidan insanlar!

Mesuliyet, sorumluluk duygusu en yüksek seviyeye çıkmış olan Peygamberimiz: “Ben de kesilip yok edilen bir ağaç olmayı arzu ettim” buyurarak, kıyamete kadar gelecek fidan insanlara gerekli olan ikazı yapmıştır.

Hizmet kimliğimizin değeri ve şerefi ise tartışmasız bir şekilde ve kutsi bir hadiste mealen şöyle dile getirilmiştir: “Allah adına, Allah yolunda cihat eden kişi, benim güvencem altındadır. Ruhunu alırsam kendisini cennet varisi kılarım. Memleketine geri çevirirsem sevaplarla mükâfatlandırırım.” (Tirmizi, Sünen)

Saygıdeğer fidan insanlar!

Kur’an-ı Kerim, yerde, gökte her şeyin emrimize verildiğini beyan ediyor. Her şeyin bize verilmesinin bir manası da bize emanet edilmesidir. Böyle olunca,  hastalar, öksüzler, yoksullar, kurtlar, kuşlar, ağaçlar, çiçekler ve tüm insanlar bize emanettir.

Sizlere, yüreklerimizi ağzımıza getirecek şekilde olan rakamsal bir bilgi vermek istiyor ve sorumluluğumuzun ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak istiyorum:

1900 yılında Afrika’nın genelinde Gayr-i Müslim olarak Hıristiyanlar, yüzde üç oranla 9 milyon iken, 2010 yılında yani yüz on sene içinde Afrika’nın genel nüfusu içinde yüzde 55 oranla 575 milyona çıkmıştır.

Peygamberimiz (s.a.v): “İnsanlar Allah’ın dinine fevc fevc girdiği gibi, Allah’ın dininden gurup gurup çıkacaklardır.” buyurur. (Ahmed, el-Müsned)

Tüm bu bilgiler ve belgeler ışığında sizlere mesajımızı sunmak istiyor, bu mesajımızın tüm dünya için hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Hedefler, Plan ve Programlar

Peygamberimiz Efendimiz, İbn Erkam’da, ilk hizmet kadrosunu yetiştirmiştir. Bu özel yetişmiş insanlara “seçilmiş insanlar” diyorlar. Bir manada özel insanlar, yani fidan insanlar…

Bizler de güzel bir üstadın ilim ve eğitim ocağında yetiştirilmiş fidan insanlar olarak dünyanın birçok ülkesine gönderilmişiz.

Her birimiz aynı duyguları, aynı hedefleri ve aynı usulleri paylaşarak bu günlere gelmişiz.

“Savaştaki safları ile namazdaki safları birdir, aynıdır” (Darimi, Sünen) hadis-i şerifi her şeyi anlatmaktadır. Ne var ki bazı ülkelerdeki hizmetler 40 tonluk yük taşıyan tırlara benzerken,  bazı ülkelerdeki hizmetler ise 2,5 tonluk yük taşıyan pikaba benzer. Burada önemli olan İmam Heytemi’nin şu güzel sözüne dikkat etmektir:

“Yapmış olduğun işin, hizmetin büyüklüğüne veya küçüklüğüne bakmaktan ziyade, kim için yaptığına dikkat etmeni tavsiye ederim.”

Muhterem kardeşlerim…

Kur’an-ı Kerim, inkâr edenlerin acı itiraflarını dile getirir. Hicr Suresinin ikinci ayetinde, mealen: “İnkâr edenler, zaman zaman içlerinden: “Keşke Müslüman olsaydık” diye derin bir özlem duyarlar” buyuruyor.

Şimdi, bu acı gerçeği duyan tebliğcilerimiz, irşatçılarımız, alevler içinde yanan insanları karşıdan izlemekle değil, elinde bulunan bir bardak su varsa, ateşi söndürmek ile görevlidir.  Bir gönlün İslam ile aydınlanmasına vesile olma teşviki, asırlar boyu, hiçbir engel tanımadan, İslam mesajının uzaklara, daha uzaklara götürülmesine sebep olmuştur.

Noksan Bilgi Yanlış Anlamalara Sebeptir

Tarihi seyirde, kalplerin fethi, beldelerin fethine tercih edilmiştir. Cihadın değişmeyen gayesi ise, Allah’ın dinini yüceltmek ve yaymaktır. Bu gerçeklerden hareket edersek, Müslümanların harbi, savaşı bir imha vasıtası olmaktan çıkmış ve ihya hareketi haline gelmiştir. Yani cihat, tebliğ, davet, inşa, ıslah hareketine dönüşmüştür.

Büyük müfessir İbn Kesir’in cihat tarifi, fidan insanların temel prensibi olmalıdır:

“Cihat, İslam ile insan arasına girmiş olan engelleri kaldırma faaliyetidir.”

Cihat, sürekli ve büyük bir azimle icra edilen üstün bir gayrettir. Bu gayretin:

• Bedensel olanına cihat,

• Zihinsel olanına içtihat,

• Ruhsal olanına ise mücahede denir.

Gönüllerin fethinde başarılı olmak, bu üç vazifeyi yerine getirmekle mümkündür.

Vereceğimiz canlı örnekler, hizmetlerimizin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir:

• Bugün İslam ile insan arasına kilise girmiştir. Vazifemiz, İslam ile insanın arasına camiyi koymak olacaktır.

• İslam ile insan arasına bid’atlar girmiştir. Görevimiz, bid’atları kaldırıp, onun yerine sünnetleri koymaktır.

• İslam ile insan arasına cehalet girmiştir. Vazifemiz, cehaleti kaldırıp, onun yerine ilmi, irfanı, Kur’an kurslarını, mektepleri koymak olacaktır.

• İslam ile insan arasına tembellik girmiştir. Yapılacak iş, tembelliği kaldırıp, onun yerine zekâyı, aklı, projeleri koymaktır… Bu liste böylece devam eder.

Sorumluluklarımızı Bir Daha Gözden Geçirmeliyiz

Muhterem fidan insanlar… Hamdolsun bizler, ülkeleri işgal etmek için değil, ülkelerde yaşayan insanların gönüllerini, kalplerini İslam gerçeğine açmak için gidiyoruz. Muhterem Üstadımızın ifadesi ile Peygamberimizin 1500 sene sonrasının hem Müslüman ümmetiyiz, hem talebe ve muallimleriyiz ve hem de kardeşleriyiz.

Bu özelliklere sahip olmak bedel ister. Ve bizler bu bedeli ödemek gayret ve niyetinde olduğumuz için bugün buradayız.

Dinimizi elde etmek için, ödediğimiz bedel, şükürdür. Yani Rabbimizin bizlere verdiği nimetleri, O’na isyan olarak kullanmamakla, fiili şükrümüzü icra etmekteyiz.

Dinimizi yaşamanın bedelini, O’na kul olmakla yerine getirmeye çalışıyoruz. Beynimizin, gönlümüzün ve bedenimizin ortaklaşa yaptığı tüm amel ve faaliyetlere ibadet diyoruz.

Dinimizi korumanın bedelini, bid’at ve hurafeleri, kulluğumuzdan uzak tutarak ödemeye çalışıyoruz.

Dinimizi yaymanın bedelini ise, insanların kalplerini, fikirlerini İslam gerçeğine döndürme mücadelesi ile yerine getirmek istiyoruz.

Fidan insan olma sorumluluğumuzu yerine getirmede, vereceğimiz misal, adeta taşı gediğe koymak ile noktalanmaktadır:

Rabbimize sorumluluğumuz, Kur’an-ı Kerimle olan irtibatımız nispetindedir.

Peygamberimize olan sorumluluğumuzu, sünnetini yaşayarak ve yayarak yerine getirmeye çalışıyoruz.

Üstadımıza karşı olan sorumluluğumuzu ise sohbetler ve hizmetleri devreye koyarak gerçekleştiriyoruz.

Netice

Allah dostlarından olan Süfyan-ı Sevri der ki: “Horasan’a gidip tebliğde bulunmak, Mekke’de ikamet etmekten senin için daha kazançlıdır” Hizmet etmek için gittiğimiz veya gönderildiğimiz ülkelerin her biri Horasan mesabesindedir.

Hz. Mevlana şöyle der: “Bu dava uğruna verdiğin tek bir nefesin karşılığını almazsan, ben kâfirim…” Bir adım değil, bir nefes dahi, fidan insanların ana sermayesidir.

Unutmayalım: Medine-i Münevvere’den, ülkelere gönderilen elçiler, her şeyi göze alarak gitmişlerdi. Hamdolsun, sizler de aynı yolun yolcularısınız.

Muhterem üstadımızın hedef gösterdiği; “kapı komşuluğumuzun yerine, küresel komşuluk aldı” sözü, bizleri dünyanın dört bir tarafındaki farklı ülkelere taşıdı.

Peygamberimiz (s.a.v)’in: “Birinin Müslüman olmasına vasıta olan kimseye, cennet vacip olur” (Taberani, M. Sağir) müjdesine nail olmamızı umuyor, cümlenize selam ve sevgileri sunuyorum

  Diğer Yazı Başlıkları

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!