Yazar Makaleleri


 Abdullah Büyük


  Kulluğumuzda ve Hizmetlerde Dinç Kalmak
Ekleme Tarihi: 26.08.2018

Abdullah Büyük-Aralık/2013

Ribat Dergisinin 372. Sayısı ve 32. Senesi ile yine beraberiz, iç içe, gönül gönüleyiz. İrademizin dışında yaşadığımız bazı olaylar veya hadiseler hariç, siz muhterem okuyucularımızla hizmet adımlarımızı aksatmadan birlikte attık. Tabir yerinde ise yorulmadık. Canlı kalmaya çalıştık. Aynı ahenkte, aynı hedefte ve aynı usulde yürümeye çalıştık. Elimizden geldiği kadar taviz vermemeye gayret ettik.

Sizler de bilirsiniz ki 30 sene önceki ülkemiz ile 30 sene sonraki ülkemiz arasında çok büyük farklar oluştu. Doğru ve meşru olan değişimlerin içinde olmaya çalıştık. Ahirette mizan başında vereceğimiz hesabı göz önünde tutarak ana kaynağımızı, yani Kitap ve Sünnetin rayında mesafe kat etmeyi hiç aklımızdan çıkarmadık. Tüm bu güzelliklerin, müspet gelişmelerin oluşmasında, destek verilmesinde siz okurlarımızın paha biçilmez takviyesi, dergimizin ana sermayesi oldu. Böyle olmasaydı Allah bilir, bugün elinizde 372. Sayıyı bulamazdınız.

İslamiyet’in çizdiği rotada yürüyenler pek yorulmazlar. İnşirah Suresinin son ayeti, yorulmamızı önleyici formülü dile getirir: “ Boş kaldın mı hemen başka işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.” (İnşirah, 94/7-8) Gönlümüzü ve zihnimizi sürekli taze tutan bu hakikat, bu gerçek, yeryüzü coğrafyasında yaşayıp hizmet eden her inanan insanın kabul edeceği   Rabbimizin verdiği bir nimettir. Eğer yorgunluğumuzu bahane ederek, hizmet yolumuzdan veya hizmet cephemizden kısa da olsa ayrılsak, uzak dursak, bu uzak durmanın ahiret ayağı pahalıya mal olur.

O zaman hep birlikte kendimize, içimize bir soru soralım: İnsan niçin yorulur? İşte bu soruyu tarafsız, soğukkanlılıkla cevaplandıracak olursak, aşağıda örnek olarak verdiğimiz özet konuları dikkatlice okuyup, dikkatlice anlamaya çalışalım. Ve sizlerle tekrar 2014 Ocak Sayısında buluşmak üzere, sizleri Allah’a emanet ediyorum.

İnsanın yorgunluğu içinden gelir, dışarıdan değil. Bu sebeple dış güçlerin, haramların, Müslümanın iç dünyasına girmesi mümkün değildir. Girmişse, iç dünyasının zayıflığı sebebiyledir.

İbadetler, sohbetler, hizmetler, ruhumuzun vitamini, kalorisidir. Bu konuda sıkıntımız varsa, iç âlemimize sermaye artırımı lazım. Bunun yolu infaktan geçer.

İnsan “yorgunum ya da yoruldum” diyorsa suçu kendisinde aramalı:

Özet bazı misaller:

İmamın yorgunluğu:

- Cübbenin, sarığın içi boşalmıştır. “Cübbeler yüreksiz.” Derdi merhum Necip Fazıl Kısakürek.

- Kürsü, mihrap, minber yüreksiz, korkak. İnsanın yorulması kaçınılmaz. Fikirleri uğruna ölmeyi, şahadeti göze almayan her insanın ağzından çıkacak olan söz, iğreti bir sözdür. İslam Düşmanlarına atılan ok ile imamlarımızın ağzından çıkacak söz, aynı değeri taşımaktadır. Yeter ki onun farkına varalım.

Cemaatin yorgunluğu:

- Cami ile cemaat arasında gönül irtibatı zayıflamış, Caminin içindeki tesir ediciler, tesir edici özelliğini kaybetmişse cemaat yorulur. Allah Resulünün hurma ağacı ve hurma dallarından yapılan mescidinde namaz kılan cemaat, yeryüzünün kurtarılmasında, ıslahında planı, programı ve hedefi minberden, mihraptan yükselen seste görüyordu. Kıyamete kadar örneğimiz olacak o cemaatte yorgunluk söz konusu değildi.

Namaz kılan insanın yorgunluğu:

- Namazın içi boşaltılmışsa, tekbir, rûku, secde, kıyam, niyet… Tesirini kaybetmişse, namaz kılan insan yorulur. Allah-Kul arasındaki iletişimin zirvesi dediğimiz namaz, namaz özelliğini yitirince, namaz kılan insanın yorulması tabiidir. Başka bir şey beklenmez zaten. “ Namazı kılalım rahat rahat çayımızı içelim” mantığında icra edilen namaz, sahibinin suratına çarpılacak olan namazdır.

Dervişin yorgunluğu:

- İman-İslam-İhsan yolculuğunun  dinamizmi azalmış, ahiret inancı, imana, İslam’a, ihsana mesaj veremez hale gelmişse derviş yorulur. Derviş, güç kaynağını Cibril hadisinden alır. Ve sürekli diri ve sürekli canlıdır derviş. Dervişin yorulmasını engelleyen bir başka enerji ise gece Müzzemmil suresi, gündüz ise müddessir Suresi ile hem hal olmasıdır. Akis halde yorgunluk ensesine iniverir.

Hizmet adamının yorgunluğu:

- “Cündullah- Allah’ın askeri olma gerçeği ” ile irtibat zayıflar, “ben” çıkmaz sokağına girilir, beklenti, halkın alkışı 1. sıraya konursa, hizmet adamı da yorulur. Hizmetler  enerjisini, vitaminini, kalorisini sohbetlerden almalıdır. Hizmet ile sohbeti, ikiz kardeş hale getirenlerin, hayatlarında yorgunluk izini görmek çok zordur.

Hane halkının yorgunluğu:

- Bir ev ki kurum özelliğini kaybetmiş, fertler arasında danışma ve dayanışma sistemi çalışmıyor, gökteki gezegenler gibi aile bireyleri sorumluluk ve faaliyetleriyle rafa kaldırılmışsa, evde, anne-baba-çocuklar yorulur. Aile fertleri arasında talimatlar, direktifler yerini danışma ve dayanışmaya bırakırsa, o evin tüm fertleri canlıdır, hareketlidir.

Görülüyor ki hizmetlerde canlı kalmanın, kul iradesiyle sıkı bir irtibatı vardır. Muhammed İkbal’ın şu sözü tüm söylediklerimizi doğrular mahiyettedir:  “Kader, Allah ile kul arasında yaşanan ortak bir süreçtir…”

Netice:

- Yorgunluğun; yaşla, başla alakası yoktur.

- Yorgunluk, doğrudan doğruya kalple, yürekle ilgili bir hadisedir.

- Hiçbir peygamberin, hiçbir salih ve sadık kulun, yorgunluğu söz konusu olmamıştır.

- Gönlünü sekinetle (feyiz ve aşkla) besleyen insanın yorgun düşmesi duyulmamıştır.

- Kulluk yolculuğumuzun ilk adımı semadan beslenme ile başlar, son adımı “kul” sıfatı ile sona erer. Yine yorgunluk söz konusu değildir. (Ankebut Suresi: Son ayetler.)

Son cümlemiz: Yorulmamanın şartı, Vahiy-İbadet irtibatını sürekli olarak faal halde tutmaktır

  Diğer Yazı Başlıkları

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!