Yazar Makaleleri


 Abdullah Büyük


  KARDEŞLİĞİMİZ VE TOPLUMSAL BARIŞ
Ekleme Tarihi: 26.08.2018

Abdullah Büyük-Şubat/2014

Yeryüzü, tüm imkân ve nimetleriyle inanan insanlara teslim edilmiştir. Bu gerçekten hareket etmeyen devletler ve toplumlar, yeryüzünü sahiplenmek için her şeyi yapmışlardır. Savaş, işgal, terör, zulüm ne varsa devreye koymuşlardır. Müslümanlar ise bunun tam aksine yeryüzünü sahiplenmek değil, onu emanet olarak teslim almak istemişlerdir. Böylece, yeryüzünü emanet görenlerle, onu sahiplenmek isteyenler arasında sürekli mücadele başlamış ve bu mücadele kıyamete kadar da devam edecektir.

Bu mücadele ve savaşta, iktidarını ilim ve bilimle gerçekleştiren müslümlanlar yeryüzünü imar etmiş, medeniyetler kurmuş ve tüm insanlığı Allah’ın iyali ve tüm imkân ve nimetleri de tüm insanlığın önüne konulan hak sofrası olarak hazırlamışlardır.

İktidarını fesat çıkarmak ve kan dökmekle elde edenler ise, yakmışlar, yıkmışlar ve yeryüzünün huzurunu ve toplumsal barışını tar u mar etmişlerdir.

Üzerinde yaşadığımız ülkemize gelince, 1912 yılından günümüze kadar geçen zamanda politik güç, dinin önüne geçirilmiş, hayat, politik güç tarafından dizayn edilmiştir. Müslüman ümmete ait olan dil medeniyetimizle, eline, diline, beline sahip çık, prensibi,  dili, dini, rengi farklı olan milyonlarca insanın, kavgasız, savaşsız bir hayat yaşamasına vesile olmuştur.

Osmanlı, devletin  temelini üç sacayağı üzerine bina etmiştir. Bunlardan biri kışla, ikincisi medrese ve sonuncusu ise tekke olmuştur. Toplumu, kışla ile şuurlandırmış, fiziki gücünü temin etmiş, medrese ile ilim ihtiyacını karşılamış, tekke ile toplumun manevi ihtiyacını karşılamıştır.

Birinci dünya savaşında 10 milyon insan can verirken, 40 milyon insan ise kaybolmuştur. İkinci dünya savaşında 36 milyon insan ölmüş ve 1948 demecinden sonra blokların savaşı başlatılmıştır. O da, ferdi günahtan, kolektif günaha, mevzii saldırıdan, toplu saldırıya geçilmiştir.

“İnkârcılar-Kâfirler, birbirleriyle yardımlaşırken, Ey İman edenler, sizler de birbirlerinizle yardım etmezseniz, yeryüzünde büyük bir fesat, karışıklık ve fitne çıkar” (Enfal, 8/73) ayeti, söylenecek her şeyi ortaya koymaktadır.

Rabbimizin gönderdiği ilahi buyrukları hayatın dışına kaydırmak isteyen zihniyet, haksızlıklarla barışı sağlamaya çalışmış, karıyı kocaya, babayı evlada, komşuyu komşuya düşman etmiştir.

“Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu, Peygamberler, Sıddıklar, Şehitler ve Salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisa, 4/69) ayeti rehber alınmayınca, otomatikman ortak değerlerimizle irtibatımız teoride kalmış ve müşahhas, somut bir şey ortaya konulamamıştır. Dört güzel arkadaşın varisleri olan, günümüzdeki âlimlerimizle, doğru dürüst hayatı olanlarımızla, şehit ve örnek insanlarla gönül bağımız kurulamamış, yanlış ve batıl adreslerde arkadaşlar edinilmiştir.

“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan dost olur.” (Fussilet , 41/34) ayeti, kardeşliğin, barışın, dostluğun can damarını ortaya korken, nefisle, heva, kin,  nefretle çözüm sağlanacağını zannedenler kaybetmiş ve bunun neticesi ise bir avuç mutlu azınlığın elinde oyuncak haline getirilmişiz.

“Onlardan( kâfirlerden, müşriklerden) güzel ayrıl” (Müzzemmil , 73/10) ayeti, toplumsal barışımızın rotasını çizmiştir. Peygamberimize hakaret edenler, onu alaya alanlar, ağır hakaretlerde bulunanlar ile irtibatın kesilmemesini rabbimiz beyan ediyor. Günümüz müslümanı,  nefsine ağır gelen en küçük bir söze karşı, din kardeşiyle irtibatı bir kesiyor ve bir daha yüzüne dönüp bakmıyor bile. Bunun ahiret sorgulanma neticesini hiç düşünüyor muyuz?

Tüm Ribat okurlarımıza ve bu mesajım kimin eline geçerse o kardeşlerime Allan rızası için aşağıdaki özel mesajımızı okumalarını, gerekiyorsa, fotokopi yaparak arkadaş, komşu, akraba kim olursa olsun onlara vermelerini, E-mail ile paylaşmalarını istirham ediyor ve cümlenizi Allah’a emanet ediyorum:

“Herhangi bir konuyu, hadiseyi dile getirmek istediğimizde, onunla alakalı ayetlere ve hadislere müracaat etmeyi ihmal etmemeye çalışmışızdır. Açıklamalarımız, Kur’an-ı Kerimin anlattıkları değil, bizim, Kuran’dan anladıklarımızdır.”

Salih kullardan Malik bin Dinar şöyle der: “ Hatibin hutbesi, ameli ile karşılaştırılır. Şayet uygun geliyor ve söylediğini yapıyorsa tasdik edilir. Hutbesi, ameline uymuyorsa dudakları makaslarla kesilir ve her kesildikçe yeniden biter ve tekrar kesilir.”

Bu konu hutbe olmazda makale olur, vaaz olur, konferans olur ne fark eder. İşte bu acı gerçekler ışığında insanları veya olayları tahlil etmede, bana göre, sana göre değil, Kitap ve Sünnete göre konuşur, yazar, çizersek ve dediklerimizin hem arkasında olur ve bizlerden istenileni yaparsak, birçok salih amele imza atmış oluruz.

Peygamberimizin seçkin sahabelerinden olan Hatıp bin Ebi Belta, Mekke’nin fetih planını gizli olarak bir kadınla göndermişti. Cebrail’in haber vermesi ile iki sahabe gittiler ve kadını yakalayarak sakladığı mektubu alıp Peygamberimize verdiler. Orada bulunan Hz. Ömer(r.a): İzin ver bana, şu adamın boynunu vurayım. Bu adam Allah’a ve Resulüne hıyanet etmiştir, dediğinde, Peygamberimiz: “ O Bedir savaşında bulunmuştur, diyerek affetmiştir.

Kur’an-ı Kerimde Saffat Suresinin 143. Ayetinde Hz. Yunus Peygamber, kavmini terk ettiğinden dolayı, denize atılmış ve balığın karnına girmişti. Rabbimiz:” Eğer Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı, kıyamet gününe kadar balığın karnında kalırdı” (Saffat, 37/143) buyurarak, bir peygamberde olan güzelliğe işaret etmiştir.

Zina ettiğinden dolayı cezası verilmiş ve tabutu musallaya konulmuş bir kadının cenaze namazını kıldırmak için tekbir alacağı anda, Hz. Ömer: Ey Allah’ın Resulü… O kadın zina etti, deyince, Efendimiz: “Evet zina etti.  Ancak tövbe etti. Yaptığı tövbeyi, bir vadi dolusu günahkâra taksim edilseydi, hepsinin bağışlanmasına vesile olurdu”, buyurmuştu…

İçki içtiğinden dolayı Medine’nin bir meydanında cezası verilen sahabeye, sahabelerden biri hakaret edince, Efendimiz:  “Ona öyle hakaret etmeyin. Çünkü o, Allah’ı ve Peygamberi çok sever,” buyurmuştu.

Hz. İsa, havarileriyle birlikte şehrin dışında çöplüğe atılmış bir köpek leşine rastladılar. Havariler, burunlarını tutup, yüzlerini öbür tarafa çevirdiklerinde, Hz. İsa, elindeki çubuğu köpeğin dudaklarına uzatarak: “Bakınız, köpeğin inci gibi parlayan ne güzel bir dişi var,” demişti.

Tüm bu örnekleri niçin takdim ettim, biliyorsunuz. Yeryüzünde dört farklı inançta insan vardır: Müminler, kâfirler, münafıklar ve müşrikler. Rabbimiz mümin kullarının, diğer insanlarla nasıl bir tavır ve iletişim içinde olacağını açık net olarak bildirmiştir. Bir de müminlerin, diğer günahkâr, suçlu, hatalı olan mümin kardeşlerine nasıl bir tavır alacağını da açıklamıştır. Allah’a inanan insanlar, elbette Allah’ın çizdiği yolda yürürler. O yola aykırı hareket edenler için, uyarı vardır, nasihat vardır, ceza vardır, hatta boynunu vurmak ta vardır. Ancak hakaret yoktur. Dillerini kirletmek yoktur. Duygusallığa yer yoktur.

Hatırlarsak, rahmetli Necip Fazıl Kısakürek, akıncı gençlikle, ülkücü gençliği birleştirmek istemişti. Buna karşı tavrımız ne oldu? Rahmetliye kızdık, bağırdık, hakaret ettik, hızımızı alamadık, eserlerini sobaya atarak yaktık. Müslümanlık bu muydu yani?

İmtihan halindeyiz. Her hadise ve her insanla imtihan halindeyiz. Kendimize hâkimlik ve savcılık, karşımızdakilere ise avukatlık tavrı yakışır. Elbette eden, karşılığını bulur.

Peygamberimiz, savaşta bile “öldürürken güzel öldürmeyi”  tembihlemiştir. Kuduz bir köpeğe işkence yaparak öldürmeyi fıkhımız yasaklamıştır. Söğüt kasabasından, 25 milyon km. kare alana adaleti ve medeniyeti götürdüysek, ölçülerimizi Allah ve Peygamberden aldığımızdan dolayıdır.

Unutmayalım. Son ümmet vasat ümmettir. Ölçülü hareket eden ümmettir. Tüm insanlığa örnek olan ümmettir.

“Rabbimiz. Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz, şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin.” (Haşr,59/ 10

  Diğer Yazı Başlıkları

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!