Yazar Makaleleri


 Abdullah Büyük


  Bu Mesajımı Utanarak Yazmak Mecburiyetinde Kaldım.
Ekleme Tarihi: 26.08.2018

Geçtiğimiz Ramazan Ayı ile ilgili olarak Akit Gazetesinin yetkilisi şahsımı telefonla arayarak: Ramazan Ayı boyunca her gün yazı yazmanızı rica ediyoruz, dedi. Teklifi kabul ettim ve mübarek ayın muhtevasına uygun olan bazı konuları Akit Okuyucularımızla paylaştım.

Bu arada Gazze-İsrail arasındaki savaş şiddetle devam ediyordu. Tüm dergiler, gazeteler Filistin-Gazze üzerine yoğun olarak mesaj veriyordu. Biz de Ramazan Ayına uygun olan mesajlarımıza devam ediyorduk. Derken birçok okuyucumuz, bizzat telefon ve mesajlarla: “Hocam, Gazze ile alakalı bir tek cümlenizi duymadık, hep cami kürsüsünden mi konuşacaksınız? Biraz da güncel olaylara zaman ayıramaz mısınız?” Gibi sitemli sözlere muhatap oldum.

Başta bize sitem eden okurlarımız olmak üzere, tüm Ribat ve Akit okuyucularımıza genel manada bir mesaj sunmanın zaruret haline geldiğine inandım. Umarım utanarak takdim edeceğim mesajım, rıza-i ilahiye ye aykırı olmaz.

Bizim basın-yayın hayatına giriş tarihimiz 1982 yılının kasım ayıdır. Ne var ki 32 senedir yaptığımız hizmetleri efkâr-ı umumiyeyle(kamuoyuyla) bilgi ve haber olarak paylaşamadık.  Müslüman halkımızın güvenini, itimadını sarsacak her türlü söz ve tavırlardan uzak durmaya çalıştık. Bir nevi ihtiyaç haline gelen bilgilendirme konusunu özet halinde sizlere takdim etmeye çalışacağım. Umarım, Rabbimizin rızasına muvafık olur bu açıklamalarımız…

"Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla anlat” (Duha, 93/11)

Sondan başlayalım. Ribat İnsani Yardım Derneği olarak, Gazze’de 12 derslikli  bir okul projemiz vardı. Okul binası 450.000 dolara mal olacaktı. Bunun yarı parası da tedarik edildi. Temel atılacağı an, İsrail- Gazze savaşı başladı. Temel atma programımız ise tehir oldu. Son savaşta, ilgili derneğimiz, yüz bin dolar ile yardımını sürdürdü ve sürekli olarak irtibat ve yardımlar devam etmektedir. Bizim  Akit ve Ribat dergisinde yazılı mesajlarımız devam ederken, fiziki hizmetler tünelden giden tren gibi devam etmektedir ki, bu ve benzeri hizmetleri şu an için 2 milyar Müslüman kardeşlerimizin namına yaptığımıza inanıyoruz.

Sıradaki hizmetimiz Suriye… Ribat İnsani Yardım Derneğimiz, Suriye’de savaşın ilk anından itibaren yaklaşık 30 tır giyecek, yiyecek yardımı yapmıştır. Halep’te Mevlana Ekmek Fırını elindeki iletişim ve ulaşım imkânlarıyla hizmet devam etmektedir.

Sudan. Vatikan’ın mantık ve hedefi Mekke’yi güneyden kuşatmaktır. Bunun için nüfusunun yüzde doksan beşi Müslüman olan Sudan’da misyonerler cırıt atmakta, en ücra köylere son model kiliseler yapılmaktadır. Bundan 4 sene evvel Sudan topraklarına adımımızı attık ve resmi devlet erkânına: Biz buraya 3K formülü ile geldik, dedik. Müslüman kardeşlerimizin karnını, kalbini ve kafasını doyurmak için projelerimizi geliştirdik. Şu an itibari ile yetim ve muhtaç çocuklarımız için açtığımız Aşevimiz, 6000 bin kişiye sıcak yemek vermektedir. Nur-i Osmaniye Yüksek Öğrenim Yurdumuzda Afrika’nın değişik ülkelerinden gelen talebelerimize en üst seviyede hizmetler yapılmaktadır. Buna paralel olarak Yüksek Öğrenim Kız Öğrencileri için Şebnem Talebe evlerimiz devreye konmuştur. Her biri 20 bin dolara mal olan onlarca su kuyusu açılmıştır. Mağdur ve muhtaç köylere külliye adı altında cami, Kur’an kursu, çeşmeler yapılmaktadır. Özel olarak Yetim okulumuzda yüze yakın öğrenci barınmaktadır. Hüdai Vakfımızın maddi, manevi, ilmi ve fahri desteği ile nice öğrencilerimize İstanbul’da özel eğitim verilip, Afrika’nın değişik ülkelerine tebliğci olarak gönderilmektedir. Sudan sınırları içinde hizmetlerimizin yürütülmesinde iletişim, ulaşım, eğitim ve fiziki hizmetleri yürüten 20 kişinin üzerinde eleman ve personel çalışmaktadır.

Ribat İnsani Yardım Derneğimizin hizmet açılımında Afganistan, Pakistan, Balkanlar şu an sıcak gündemdedir. Tüm bu ve benzeri hizmetlerin gelir ve gideri, finans konusu, eleman konusu sıradan bir iş değildir. Bu hususta başta ülkemizin vefalı veren elleri olmak üzere, İngiltere’den, Almanya’ya, Fransa’dan Avusturya’ya kadar hizmetlerimizi maddi olarak destekleyen tüm kardeşlerimize canı gönülden teşekkür ve tebriklerimizi sunuyoruz. Ayrıca bizlere Sudan için yüklü miktarda  yardım eden kardeşlerimizin isimlerini söylemek istemiyor ve sadece teşekkürle iktifa ediyoruz.

Gelelim Yurt İçi Hizmetlerimize

1982 -2014 yani 32 sene içinde, Konya’mız başta olmak üzere, ülkemizin geneline yönelik 44 belde ile hizmet irtibatımız söz konusudur. Ağrı Dağının eteğinde olan Iğdır’dan, İzmir Seferihisar’a kadar geniş bir yelpazede eğitim ağını kurmaya çalıştık. Aile Mektebi adı altında yürütülen bu özel hizmet ağımız, uzmanlık seviyesine çıkmış az sayıdaki muallimlerimiz ile yürütülmektedir.44 beldemizde binlerce aile, Aile Mektebi Programlarıyla tanışmış, binlerce eve aile huzuru ve saadeti girmiştir.

Doğu açılımı projesiyle Şırnak’tan Mardin’e, Malatya’dan Batman’a kadar, 10 doğu ve güneydoğu beldelerimizdeki gönül insanları, STK, dernek ve Vakıflarla, özellikle Mele dediğimiz ilmiyle amil âlimlerle gönül bağımız oluşmuştur. Ribat Eğitim Vakfı’nın sıcak gündeminde olan bu proje, kabadan vurulan iğne olarak değil, kollara takılmış serum gibi hareket etmektedir.

Hizmetlerimizin sistemleşmesinde Konya, Adapazarı, İzmir, Kütahya ve Malatya’nın statüsü tüm ülkemize hizmet sunmaya müsait hale gelmiştir. İlgili bölgelerimizde yürütülen hizmetler, özet olarak 3 K formülü ile yürütülmektedir.

Hanımlar alanında devam eden hizmetler, ihtilat konusu hassasiyetini koruyarak devam eder. Yani erkek-kadın arasındaki irtibat, konuşma v.s gibi konularda ilahi ölçülere azami derecede dikkat edilir. Hizmette 12 senesine kavuşmuş olan  ANAD(Anadolu Aile Derneği), bir kadının önce evini, beyini ve çocuklarını birinci sıraya koyarak, geriye kalan zamanda ev dışı hizmetlerinin nasıl bereketle yürütüldüğünü ispatlamaya kâfidir. Beyi ile problemli, çocuklarına kazandıracak bir dünyası yok ve evine hâkim ve sahip olamayan bir hanımefendinin, ev dışı hizmetlerinde istenilen kimliği muhafaza etmesi çok zordur.

Boşanmaların tavan yaptığı bir dönemde, küfüv dediğimiz denklik terazisi ile bekâr gençleri evlendirme projemiz, bugün dillere destan haline gelmiştir. Bekâr kız ve erkek delikanlıları özel eğitimden geçirip, evlilik ehliyetini verircesine kazandıkları seviye ile kurulan aileler birçok insanın rüyasına bile giremez. 366 tane çiftin gerçekleştirmiş olduğu evlilik, bugün evliliğin destanını yazmak hakkına sahiptir. Konuları genel hatlarla dile getirip, teferruata girmek istemiyoruz.

Şimdi, hocam, artık güncel konulara temas etmelisiniz, dergi ve gazete sütunlarınız cami minberindeki hutbeler gibi olmamalı, teklifinize elbette saygım vardır. Resulullah Efendimiz, “Bizans ve Kisra fethedilecektir”, müjdesini herhalde mescidindeki minberinden vermiştir, değil mi? Müslüman’ın cami içi ve cami dışı diye bir hayatı olamaz. Camideki minberlerden, kürsülerden verilen mesajlar, üzerinde yaşadığımız yeryüzünün meseleleri ile örtüşmüyorsa, o kürsüler ve minberler elbette ahirette davacı olacaktır. İslam’ da din adamı diye bir zümre yoktur. O gurup Hıristiyanlıkta vardır. Peygamberimiz, İslamiyet’te ruhbanlığın olmadığını 1500 sene önce bildirmiştir.

Peygamber Efendimiz “ Yeryüzü bana mescit kılındı” buyurmuştur. Bu hadisi şerif, Müslüman ümmete büyük sorumluluklar vermektedir. Özet olarak, namaz kıldığımız camilerin ve mescitlerin durumu, temizliği, kullanımı nasılsa, üzerinde yaşadığımız yeryüzünün de aynı özelliklerde olması gerekmektedir. Nasıl mescitlerde adam öldürülmezse, yeryüzünde de öldürülemez. Mescitlerde insanlar birbirlerine küfretmezler, sövmezler, ceplerindeki parayı çalmazlarsa, yeryüzünde de aynı anlayış, aynı duyarlılık devam edecektir. Nasıl mescitlerde namaz kılanlar birbirlerini rahatsız etmezler ve namaz kılarken saflarını sıklaştırırlarsa, yeryüzünde de inanan insanlar saflar halinde hizmetlerini sürdüreceklerdir.

Netice, Akit Gazetesi başta olmak üzere, diğer mesajlarımızı, konuşma ve konferanslarımızı tıpkı namaz, oruç, zekât gibi salih ameller olarak anlamalı ve inanmalıyız. Ve her yazarın, hutbe okuyanın, vaaz ve konferans verenin, konuşmalarından dolayı ilahi mahkemede hesaba çekileceğine olan inancımızı ne kaybedelim ve ne de zayıflatalım. Batı bilim adamlarının sözlerini göğsümüzü gere gere çekinmeden, aşağılık duygusuna kapılmadan söylediğimiz gibi, Rabbimizin ayetlerini ve Peygamberimizin hadislerini de kompleks yapmadan konuşmalı ve muhataplarımıza hatırlatmalıyız. Unutmayalım ki mizan başındaki sorgulamada, sualler hep Kur’an- ı Kerimden çıkacaktır. Derslerimize iyi çalışalım. Rabbimiz yar ve yardımcımız olsun. Âmin

  Diğer Yazı Başlıkları

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!