Yazar Makaleleri


 Abdullah Büyük


  Kulluk Kimliğimizi Gözden Geçirmeliyiz
Ekleme Tarihi: 26.08.2018

1.   “La Tahzen”  li bir hayat, en kaliteli bir hayattır. Niçin? Çünkü Allah ile beraber olarak yaşanan bir hayattır. Bu güzel hayatın paralelinde olan bir kaliteli hayat daha vardır. O da “ Selama” diyenlerin hayatı. Karşımızdaki insan, eğer ne konuştuğunu, ne dediğini bilmiyor, kırıcı söz ve tavırlara bürünüyorsa, ona uygun bir söz söyleyip, aradaki bağı,ilgiyi kesmemeye, selama denilir.

2.   Sahabe neslinin düşüncesi, heyecanı ve kulluktaki hassasiyetine sebep olan iki özelliği vardı:

a)   Allah(c.c) bizden nasıl olmamızı ister,

b)   Resulullah, bizi nasıl görmek ister?

3.   İnsanı idare etmek için takip edilecek iki yol vardır. Bunlar:

a)   Ahlaki ve edebi prensipler ki buna inabe denir,

b)   Tüzük, kural ve bağlayıcı prensiplerle olur ki buna da bey’at denir.

4.   Cemaat, hizmet birimlerimizin ruhu, hizmet birimleri ise cemaatin bedenidir. Hizmet, sohbetin feyzine nail olabilmek içindir. Sohbet ise, cennet bahçelerinde yayılmaktır.

5.   Hz. Ömer 8r.a): “ Ben size, lafla, sözle değil, faaliyet ile rehber olmak isterim”. Derken, Hz. Mevlana ise: İşle öğüt veren, sözle öğüt verenden iyidir.” Demiştir.

6.   İnsana, düşünce eğitimi verilmezse, okumayı sevdiremeyiz. Olaylara şekilce bakar, kavrayamaz. Statükocu olur, mevcut halin devamını ister. Elini taşın altına koymak istemez.

7.   Görüşünü, fikrini aldığımız insanların haklı olan görüş ve fikirlerini israf etmek günahtır. Çünkü tecrübeler ve hikmetler, insanların ortak değerleridir.

8.   Üç çeşit cemiyetin içinde yaşamaktayız: Müslüman Cemiyet- Cahiliye Cemiyeti-Karma Cemiyet.

9.   Milletin talep ve ihtiyaçlarına göre devletin yapılanması, milleti her yönü ile mutlu eder. Buna paralel olarak, bir cemaatin talep ve ihtiyaçlarına göre kurumların açılması da cemaati memnun eder.

10. Müslüman cemaati 3 şey ayakta tutar: İhlâs + Namaz + Ve meşru emirlere itaat.

11. Yetişme tarzımızdaki farklılıklar, hizmetlere zarar vermemelidir.

12. Unutulmasın ki risalet, kulluk içinde bir mertebedir, en büyük mertebedir.

13. Gelenek eleştirisi, ne yazık ki Müslüman toplumu sahih İslam’a götüremedi.

14. Miraçta taltif, rütbe söz konusu iken, hicrette meşakkat vardır. Gizlilik, takip, hileler, tuzaklar, suikastlar, engeller, barikatlar, alaya almalar, ısırılmalar, tecritler v.s

15. Yaratılıştaki farklılıklar, 99 ismin, mahlûkat üzerindeki tecellileridir. Bu farklılıkları:

a)   Âlimler, vahdete dönüştürürken,

b)   Cahiller, tefrikaya dönüştürür.

15 adet spot cümlelerle bu ayın mesajı

Maziden(geçmişten) gelen fakat güncelliğinden zerre kadar taviz vermeyen acı bir gerçek vardır. O da, kalplerimizin kararma alameti, ibadetlerden zevk-feyiz almamaktır. Yaratılış gayemiz ibadet ve hilafet olmasına rağmen, bugün üzerinde ciddi olarak durmadığımız veya duramadığımız ve haklarını vermediğimiz iki konu.

Cennete layık bir kul olma mücadelesi, ibadet ve hilafetten geçer. İbadetle beynimiz, gönlümüz ve bedenimizle kul olduğumuzun farkına varmak, hilafetle de evimizden yeryüzünün tamamına kadar düzeni, intizamı sağlamak ve neticede yaratılış gayemizi yerine getirmek…

İşte bu iki temel sorumluluğumuzu yerine getirdiğimiz zaman, yeryüzünün gerçek varisleri ve rabbimizin kaza ve kaderinin tecellisinde “biz de varız” deme hakkını elde etmiş oluruz. Daha sonra yaptığımız ve yapmakla mükellef olduğumuz her şeyin farkına varırız. Karşımızdaki Müslüman kardeşimize selam vermekten, ağzımıza aldığımız küçük lokmaları çiğnemeye kadar her şeyimizle Peygamberimizi ölçü ve örnek almış oluruz. Bunun dışındaki hayat, paldır-kültür bir hayattır ki ne Allah yanında ne de hakiki müminler yanında hiçbir değerimiz olmaz.

Şimdi bazı örnekler vererek, mesajımızı canlandırmaya çalışalım:

İbadet ve hilafet sorumluluğunu hayatında canlı tutan bir Müslüman için merhamet, karşısındaki insanın eksikliklerini tamamlamaktır. Birbirlerinin eksik ve noksanlıklarını tamamlamak mücadelesinde olan Müslüman toplum, otomatikman toplumsal barışı sağlamış olur. Ve böyle bir toplumun sırtının yere gelmesi mümkün değildir. Aksi halde, kedinin fare ile oynadığı gibi küfür güçleri, İslam Âlemi ile oynar durur.

İkinci bir örnek, hizmetlerden uzak durmak, inanan bir Müslüman için felakettir. Kalben beslenme olan sohbetler enerji ise, bu enerjinin sinerjiye çevrilmesinin adı elbette hizmettir. Hizmet ise kişinin tüm gayret ve çabalarının karşılığını Rabbimizden istemesidir. Bu manasıyla hizmetlerden uzak kalmak, cephelerden uzak kalmak gibidir ki bu acı durumu normal bir Müslüman kaldıramaz.

Bir başka misalimize gelince, günümüzde üç boyutlu filmleri izlemek öncelikle gençliğin birinci gündemi oldu. Üç boyutlu film izlemek demek, filmin içine girmek demektir. Görüntü olmasına rağmen, görülen olaylarla izleyenler ayrı ayrı yerde değil, her ikisi de aynı olayın içinde bulunuyor. Teşbihte hata olmasın, Hz. Musa ile ilgili bir kıssayı okuduğumuzda, ne yazık ki kıssanın içine giremiyoruz. Fatiha suresi Rabbimiz ile kulları arasında geçen özel nimetleri anlattığı halde, bir türlü surenin içerisine giremedik. Giremeyince de namazlarımızın huşusu ve tadil-i erkânı istenilen kıvama kavuşamadı. Bedir savaşını, Uhud savaşını defalarca okuduk, ancak Uhud’un içine giremedik. Kur’an bir vadide, sanki bizler bir başka vadideymiş gibi yaşadık. Bu irtibat zayıflığı ve kopukluğu, yukarıda örnek verdimiz 15 adet konuların istenilen şekilde ele alınmasına ve yaşanmasına kavuşamıyor.

Bir başka noktaya dikkatimizi çekecek olursak, o da iç dünyamıza gereken bir tahsili yaptıramamak oldu. İstenilen seviyeye gelemeyen iç dünyamız, nerede ise dış dünyamızın mağlubu oldu. Firavun’un asil ruhlu hanımı Hz. Asiye, dış dünyasıyla zalim diktatöre mağlup oldu ama iç dünyasıyla Hz. Musa’nın safındaydı. Demek oluyor ki iç dünyamız için gerekli olan tahsil, Rabbimize iyi bir kulluk yapma tahsilidir. Mesajımızın giriş bölümünde yazdığımız gibi, resul, kullukta bir şubedir.

Mesajımızın diğer bir yönüne gelince, lailahe illallah, Allah ile kalplerimizin bir araya gelmesi demektir. Bu beraberlik öyle bir özelliğe sahiptir ki, Allah’ımızı unuttuğumuz an, günahların devreye girdiği gerçeğini hiç unutmamayı prensip haline getirmemiz gerekiyor. Kulun Allah ile beraberliğindeki güç, bir manada vücudumuzun gücü olup, işbu güçle Rabbimize kulluk yapmamız söz konusu oluyor. Niçin? Çünkü insan yücelere layık olarak yaratılmıştır. Bunun için bünyemizde bulunan ruh, Rabbimizin kendi ruhundan üfürdüğü bir ruhtur. Bu ruh insanın bünyesinde kaldığı müddetçe, o müminin yeryüzünde başaramayacağı bir şeyi olamaz. En büyük imkâna sahip olan bu sermayeyi, kulluk ölçülerini bilmeden kullananlar, hep iflas etmişlerdir.

Gelelim bir başka meselemize. Günümüzde gıybet, sanki eğlence aleti haline geldi. Yani daha açık konuşacak olursak, gıybet, musiki gibi hoş geliyor. Neticesi ise bağımlılık haline gelmesidir. Gençlerimizin kullandıkları bir takım eroin ve benzeri uyuşturucuları terazinin bir kefesine gıybetin olumsuz tahrip gücünü terazinin diğer kefesine koysak, hangisinin ağır geleceğini bilmeyen yoktur. O zaman bir babanın, aile fertlerinin gözünün içine baka baka ölmüş insan eti yemesindeki iştahını, zevkini, bozan ne oluyor? Çocuğunun uyuşturucu kullanması… Ne kadar komik ve ne kadar da acınacak bir hal değil mi? “ Bir baba 100 öğretmene bedeldir” diyen bilim adamının bu sözü böyle babaların yüzünü kızartmayacak mı acaba?

Bizlerin( yani Müslümanların) davranışlarına bakıp ta Müslümanlığa özenen kimseler yoksa Müslümanlığımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Müslüman olduğumuzu kabul ederiz fakat Müslümanlığı temsil ediyoruz dersek yüzümüzün kızarması söz konusu olur.

Tüm bu örnekler, misaller biz Müslümanları üzmemeli tam aksine harekete geçirmelidir. Beynimiz, gönlümüz ve bedenimizin birbirlerinden haberli olarak çalışması, her çeşit problemi çözecek güçtedir. Çünkü Allah katından gelen hayat tarzımız İslam Dini, motor gücümüzdür. Taklit etmeye ihtiyacımız yoktur çünkü mutlak örneğimiz Hz. Peygamberimizidir. Meşru değişimlerimizin referansı vahiydir yani rabbimizdir. Âlimlerimizin bir eli kitapta diğer ise yaşanan hayatın üzerindedir. Kur’an_ı Kerimin bir ucu Rabbimizin kudret elinde ise, diğer ucu biz Müslümanların elindedir. Kader anlayışımızın can damarı, Allah ile insan arasında yaşanan ortak süreç inancıdır. Allah’ın ayetlerinin, toplumun davranışlarına göre hareket edeceğine imanımız tamdır. İşte bu özet halinde takdim ettiğimiz doğru bilgiler, biz Müslümanların zihninden kalbine indiği zaman, yeryüzünün gerçek varislerinin bizler olduğunu göreceğiz.  

Bir zamanlar Avrupa kapılarına, işgal için değil, fetih için giden dedelerimiz üzerlerine düşen vazifeyi yapmış, şimdi ise kılıçla değil, gönül, beyin, tebliğ üçlüsü ile birlikte Avrupa’ya giden torunlar sorumluluğu ve vazifeyi devralmıştır.  Ömer Nasuhi Bilmen merhumun Istılahat-ı fıkhiyye Kamusu isimli eserin 3 cildinin 433 sahifesinde şöyle bir tespit vardır ki İmam Ebu Yusuf’a aittir:” Bir Müslüman, nerede olursa olsun, İslam ahkâmını iltizam etmiştir. Ona muhalif olan bir şey yapamaz.”

Dil medeniyetimiz gereği gâvur değil, gayr-i Müslim ifadesi ile bugün Avrupa’da binlerce cami, mescit yapılmış ve Cuma günleri gürül gürül Cuma namazı kılınmaktadır. Sloganik sözlerin bir işe yaramadığını bilen ve gören eli nasırlı işçimiz, Avrupa’da sanki İslam’ın batıda doğacak güneşi olmaya aday olmuştur.

Ülkemizde de ne zaman bu anlayış ve prensip gündeme alınır, ayaklarımı yere değer, içi boş gündemlerle zaman israfını durdurduğumuz zaman, yapılacak önemli işleri görüşme ve uygulama vaktinin geldiğini hep birlikte anlamış oluruz.

Işid için niye suskunsunuz? Diyen saf kardeşime diyorum ki, ABD Başkanı Carteir döneminde, Ezher Üniversitesi talebe cemiyeti, kız talebelerin başörtüleriyle üniversiteye gelmeleri için karar alır. ABD başkanı, Enver Sedata şu talimatı verir: O cemiyeti derhal feshedin. Ortadoğu üzerinde oynanan, yapılan küçük-büyük hangi olaylar olursa olsun, on kere düşünüp bir kere konuşanlar isabetli olanlardır. Balıklama atlayanlar ise yorgun savaşçılar gibi kıyıda, kenarda, köşede bekleyip, minderdeki güreşçileri izleyen ve sürekli tribünlerde oturanlardır.

Yukarıda önemle üzerinde durmaya çalıştığımız 15 adet temel konulara eğilmenizi umuyor, cümlenize selam ve saygılar sunuyorum. Allah’a emanet olunuz

  Diğer Yazı Başlıkları

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!