Yazar Makaleleri


 Abdullah Büyük


  ŞAHSİYET TERBİYESİNİN TEMELLERİ
Ekleme Tarihi: 26.08.2018

Hz. Zekeriya’nın dilinden dökülen ve kıyamete kadar gelecek tüm mü’minlere miras kalan bu duayı eden ve temiz bir nesil isteyen anne babanın evvela kendi hayatını, kazancını, amellerini, kalbini, uzuvlarını haramlardan temizlemesi/helallerle bir araya getirmesi gerekmektedir.

Eğer anne, daha dünyaya gelmeyen çocuğunu Allah’a adar, terbiyesini tam bir teslimiyetle O’na havale ederse O da tıpkı Hanne’nin adadığı Meryem’in hususi terbiyesine bir Peygamberini tayin ettiği gibi bir vesile var edecek ve o çocuğun da terbiyesini üstlenecektir.

Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.” (Bakara, 2/208) buyrulmakta, böylece İslam’a girmenin, şeytanın adımlarını izlemeye engel olduğuna işaret edilmektedir. Yani şeytanın tuzaklarından korunmak, apaçık düşmanımızın adımlarını takip etmemek için yapmamız gereken, bütün varlığımızla İslam’a teslim olmaktır. İnsan yetiştirmek istiyorsak öncelikle Allah’ın dinine, emirlerine teslimiyetimizin nasıl ve ne ölçüde olduğunu muhasebe etmemiz gerekmektedir. İnsan yetiştirme eyleminin ilk adımı, önce insan yetiştirecek olan kişinin kendi teslimiyetini gözden geçirmesidir. Bunu yapmayan kişinin “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” (Saff, 61/2) ayetinin sert ihtarına muhatap olacağı da açıktır. Bizzat kendisi,  Allah katından gelen emir ve nehiylere tam teslim olmamış birinin, yapmadığı şeyleri muhatabına yaptırabilmesi ve onu vahiy ile inşa edebilmesi düşünülemez.

Hayırlı evlat için edilmesi gereken dualar bizzat Cenab-ı Allah tarafından Kur’an-ı Kerim’de bizlere peygamberler ve mü’minlerin dilinden talim edilmektedir. Bu duaları zikretmeden önce ifade etmeliyiz ki ettiğimiz lisanî dualarla eylemlerimiz birbirine zıt haldeyse, fiili dua ile desteklenmeyen bu lisanî dualara icabet beklemek beyhude olacaktır. Henüz çocuğu olmamış anne baba adaylarının Allah’tan istemesi gerekenler ayetlerde şu şekilde öğretilmiştir:

“Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi.” (Al-i İmran, 3/38) Evet, Hz. Zekeriya’nın dilinden dökülen ve kıyamete kadar gelecek tüm mü’minlere miras kalan bu duayı eden ve temiz bir nesil isteyen anne babanın evvela kendi hayatını, kazancını, amellerini, kalbini, uzuvlarını haramlardan temizlemesi/helallerle bir araya getirmesi gerekmektedir.

“Rabbimiz, bizim ikimizi sana teslim olanlardan kıl, zürriyetimizden de sana teslim olan bir ümmet (kıl)…” (Bakara, 2/128) Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in istikbale yönelik bu duaların da ise boyun eğme yani teslimiyet vurgulanmıştır. Bu duayı yapabilmek, âlemlerin Rabbine teslim olmuş bir nesil istemek içinse önce kendi teslimiyetimizi istenen kıvama getirmeliyiz.

“Rabbim, beni ve zürriyetimi namazı ikame edenlerden kıl. Rabbimiz, duamı kabul buyur.”  (İbrahim, 14/40) Yine Hz. İbrahim, neslinden namazı kılan değil, namazı gereği gibi kılanların gelmesi için Allah’a yalvarmakta ve kıyamete kadar gelecek tüm mü’minlere alternatifsiz bir dua daha öğretmektedir.

Hz. Adem ve Hz. Havva’nın duası: “Eğer bize düzgün, kusursuz bir çocuk verirsen yemin olsun ki muhakkak şükredenlerden olacağız.” (Araf, 7/189)

Bu duaları ederken unutmamalıyız ki, Kur’an-ı Kerim’de sürekli ben ve biz zamirlerini okuyan biz Müslümanların duaları da aynı bilinci taşımalı, yani evrensel olmalıdır. Çünkü dua ibadeti bireysellik ve bencillikle değil, diğerkâmlık ile hakiki anlamına kavuşabilir. Dolayısıyla dualarımız ümmet-i Muhammed (sav)’in bir ferdi olduğumuzun alametlerini taşımak durumundadır. Öyle ki kıyamet kopmadan bir gün evvel dünyada varlığını sürdüren kardeşlerimizin tasasını dahi dualarımızda hissetmeliyiz. Çünkü âlemlere rahmet olan Peygamber (sav)’in ümmetine, âlemlere hizmet etmek düşer.

Çocuğunun terbiyesinde sıkıntı çeken anne ve babalar; usul ve metot bilmediğinizden başınıza gelenlerin faturasını yaşadığınız modern çağa kesmemelisiniz! Unutmayalım dinimiz kolaylık üzerine bina edilmiştir, Allah her şeyi kolay yaratmıştır ve zorluklar da yalnız insanların kendi elleriyle zorlaştırdıklarıdır.

ŞAHSİYET TERBİYESİNİN İLK ADRESİ: AİLE                                 

 “Eğitime nereden başlamalı?” sorusunun cevabı olan aile, Kur’an-ı Kerim’de 70 surede ve 241 ayet-i kerimede farklı yönleriyle zikredilmiştir. Biz bu ayet-i kerimelerden konumuza uygun olarak insan terbiyesi özelliği ile aileyi ele alanları anlamaya çalışacağız.

  1. Çocuğun Allah’a adanmış olması: “İmrân'ın karısı şöyle demişti: "Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin. Onu doğurunca, Allah, ne doğurduğunu bilip dururken: Rabbim! Ben onu kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum, dedi. Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya’yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriya, onun yanına, mabede her girişinde orada bir rızık bulur ve "Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?" der; o da: Bu, Allah tarafındandır. Allah, dilediğine sayısız rızık verir, derdi.” (Al-i İmran, 3/35-37) Eğer anne, daha dünyaya gelmeyen çocuğunu Allah’a adar, terbiyesini tam bir teslimiyetle O’na havale ederse O da tıpkı Hanne’nin adadığı Meryem’in hususi terbiyesine bir Peygamberini tayin ettiği gibi bir vesile var edecek ve o çocuğun da terbiyesini üstlenecektir. O halde çocuğu henüz dünyaya gelmeden onun terbiyesinin Allah tarafından üstlenileceğine bütün anne adayları inanmalıdır.
  2. Yaratma Allah’a aittir: “O (Allah) ki, rahimlerde sizi dilediği gibi tasvir eder (şekil verir). O'ndan başka ilâh yoktur. O Azîz'dir, Hakîm'dir.” (Al-i İmran, 3/6) Rabbimiz az evvel zikrettiğimiz ayet-i kerimelerde ana rahmindeki çocuğun terbiyesi hususunda anne ve babaya düşen vazifeleri beyan ederken bu ayet-i kerimede ise çocuğun tasvir ve yaratılışında mutlak failin bizzat kendisi olduğunu ifade etmektedir.
  3. Anne babanın vazifeleri: “Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl, 16/78) Bu ayet-i kerimede doğan çocuğun hiçbir şey bilmeden, terbiyeye hazır halde dünyaya geldiğini bildiren Allah, ona kulak, göz ve kalp verdiğinin, anne-babayı onun önce kulağını, sonra gözünü ve kalbini eğitmekle sorumlu tuttuğunun mesajını vermektedir.
  4. Önce kendinden başlamak: “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.” (Tahrim, 66/6) Bu ayet-i kerime ise anne babaya önce kendilerinden başlamalarını emretmektedir. Zira kendini terbiye edemeyenler evladı dahi olsa bir başkasını terbiye edemez, bu sorumluluğu üstlenemezler. Ayet-i kerimede kendimizi ve ehlimizi korumamız emredilen “ateş” kelimesi müfessirlerce ahirette cehennem, dünyada cehalet ve cahili hayat olarak yorumlanmıştır. Yani ahirette ateşten, dünyada da ateşe götüren her şeyden korunmamız ve korumamız gerekmektedir.

5-  Kendisine hikmet verilmiş bir babanın çocuğuna tavsiyeleri:

-“Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma!

-“Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.”

-“Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.”

-“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.”

-“Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.” (Lokman, 31/13-19)

Anne ve babanın, bu tavsiyelerle henüz delikanlılık çağında olan çocuklarının ruhuna aşı yapması hayati önem taşımaktadır. 

O halde sağlıklı bir toplum oluşturmak, insanımızın maddi manevi daha fazla zarar görmesini engellemek için bu ilahi düzenden başka çıkar yolumuzun olmadığını bir kez daha itiraf ve kabul etmemiz gerekmektedir. İslam alemi olarak daha fazla kan kaybetmek istemiyorsak evlerimizi evlatlarımızın terbiyesinin ilk adresi haline getirmeliyiz

  Diğer Yazı Başlıkları

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!