Yazar Makaleleri


 Abdullah Büyük


  CEMAAT, ŞAHSİYET YETİŞTİREN BİR MEKTEPTİR
Ekleme Tarihi: 26.08.2018

Cemaat halinde yaşama arzusu insanda doğuştan gelir. Bu arzuyla dünyaya gelen insan, terbiye ihtiyacını da ancak cemaat mektebinde karşılayabilir. İnsan, en bariz özelliği olan konuşma yetisini dahi cemaat halinde yaşadığında kazanabilir. 

Allah’ın rahmet elçileri olan bütün peygamberler, tebliğlerine iman eden  mü’minleri cemaat mektebinde terbiye etmiş ve insanlığın önüne numune olarak koymuştur. Efendimiz de hem Mekke hem de Medine döneminde ashabını, Darul Erkam Ve Mescidi Nebi olarak bilgimiz mekteplerde cemaat halinde terbiye etmiştir.

Kur’an ahiretten söz etse de dünyada yaşayan insana konuşmaktadır. Bu sebeple anlattığı her bir hakikati yaşamın içinde müşahede etme gayreti taşınmalıdır. Unutmayalım ki  yapılacak her şey için tek fırsat bu dünya hayatıdır. Ahirette hamd için secdeye kapanacak Ümmet-i Muhammed’e “Başlarınızı kaldırın!” denilecek, nefeslerinin tesbih ve ibadet hükmünde kabul edileceği ve bunun da kâfi geleceği bildirilecektir.  İşte bu mülahazayı hayat felsefesi haline getiren mü’min şahsiyet, günün raporunu yatsı namazı akabinde okuduğu “Amenerrasulü” ile Rabbine sunarken, hem eksikliklerinden dolayı ezik, hem de yarın tamamlamaya niyetlendikleri için heyecanlı bir ruh hali taşımalıdır.

Malumunuz olduğu üzere, insan sosyal bir hayat yaşayan ve terbiyeye muhtaç bir varlıktır. Allah, insanın fıtratına diğer insanlarla birlikte yaşama ihtiyacını yerleştirmiştir. Yani cemaat halinde yaşama arzusu insanda doğuştan gelir. Bu arzuyla dünyaya gelen insan, terbiye ihtiyacını da ancak cemaat mektebinde karşılayabilir. İnsan, en bariz özelliği olan konuşma yetisini dahi cemaat halinde yaşadığında kazanabilir.  Sonradan öğrenmiş olduğumuz her bilgi ve davranış,  insan olmamımızın gereği olan birlikte, yani cemaat halinde yaşamamızın bir neticesidir.

Allah’ın rahmet elçileri olan bütün peygamberler, tebliğlerine iman eden mü’minleri cemaat mektebinde terbiye etmiş ve insanlığın önüne numune olarak koymuştur. Efendimiz de hem Mekke hem de Medine döneminde ashabını, Darul Erkam Ve Mescidi Nebi olarak bilgimiz mekteplerde cemaat halinde terbiye etmiştir.

Sadece insanlar değil, hayvanlarda bir çok şeyi birlikte yaşamanın bir neticesi olarak öğrenirler. Hatta onların birlikte yaşarken ve öğrenirken ortaya koydukları davranışlar  bizim okumamız gereken bir   ayet olarak önümüzde durmaktatır. Bu ayetleri okumak ve gerekli dersleri çıkarmak “Yaratan Rabbinin adıyla oku” (Alak, 96/1) emrine muhatap olan her insanın görevidir. Biz de bu emrin gereği olarak cemaat halinde uçan yaban kazlarının uçuş şekillerini bir ayet olarak okuyacağız. Bu okumamızın neticesinde elde edeceğimiz dersler, cemaat halinde yaşarken dikkat etmemiz gereken ölçüleri ortaya koyacak ve içerisinde yaşadığımız cemaatimizi bizim için şahsiyet  mektebi yapacaktır.

Kazların uçuş pozisyon ve tekniklerini inceleyen bilim adamlarının yayınladıkları sonuç bildirgesi ve konuya ilişkin bizim payımıza düşenler şöyledir:

Yaban Kazları;

•   En doğru yere,

•   En kısa sürede,

•   En az fire vererek uçarlar.

Göç eden yaban kazlarının havada süzülürken “V” şeklinde bir formasyonla uçtuklarını görmüşsünüzdür. Bilim adamları kazların neden bu şekilde uçtuklarını araştırmış, araştırma sonucunda şu verilere ulaşmışlardır:

1. “V” şeklinde uçulduğunda ve uçan her kuş kanat çırptığında, arkasındaki kuş için onu kaldıran bir hava akımı oluşuyor. Böylece “V” şeklinde bir formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş menzillerini % 70 oranında uzatıyorlar. Yani tek başına gidebilecekleri maksimum yolu, grup halinde neredeyse ikiye katlamış oluyorlar.

Şu nükteyi hatırlatmak isteriz ki, bu incelemede bulunmak, “Üstlerinde kanatlarını aça kapata uçan kuşları (hiç) görmediler mi? Onları (havada) Rahmân olan Allah’tan başkası tutmuyor.” (Mülk, 67/19)  ayet-i celilesinin gereğini ifa etmiş olmaktır.

Kıssadan Hisse: Belli bir hedefi olan ve buna ulaşmak için cemaat olan  insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk erişirler.

2. Bir kaz, “V” grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çekmektedir. Çünkü diğer kuşların oluşturduğu hava akımının dışında kalmış olur. Bunun sonucunda, genellikle ayrılan kuş gruba geri dönüyor ve yoluna grupla devam ediyor.

Kıssadan Hisse: Eğer kafamız bir kaz kadar çalışıyorsa, bizimle aynı yöne gidenlerle bilgi alışverişini ve işbirliğini sürekli kılarız.

3. “V” grubunun başında giden kaz, hiç bir hava akımından yararlanamıyor. Bu yüzden diğerlerine oranla daha çabuk yoruluyor. Bu durumda en arkaya geçiyor ve bu defa hemen arkasındaki kaz lider konumuna geçiyor. Bu değişim sürekli yapılıyor; böylece her kaz, grubun her noktasında yer almış oluyor.

Görev sirkülasyonu ile vazifede canlılık esasının ve istidadı bulunan herkesin idarecilik yapabileceği hakikatinin en canlı misallerine, saadet asrında rastlarız. Malumdur ki Hz. Ömer, savaşın ortasında Halid b. Velid’den komutanlığı alıyor ve “Halid kılıcı yanındakine versin.” buyuruyordu.  Öte yandan Zeyd’in oğlu Hz. Üsame, yalancı peygamber Müseylime’ye karşı savaşacak ordunun komutanı tayin edilmiş ve komutasında ashabın ileri gelenlerinden nice isimler olduğu halde bu atamanın gereği yerine getirilmişti.  Bu hadiseleri pek çoğumuz ezbere bilmekte ve anlatımlarını bunlarla tezyin edip, muhatap kitlede duygu yoğunluğu yaşanmasını sağlamaktadır. Ne var ki, iş yaşamaya geldiğinde, kabaran nefisler ashabın izinden gitmeyi engellemektedir.

Kıssadan Hisse: Yaptığınız her işi, yeri ve zamanı geldiğinde başkasına bırakmak gerekiyor.

Hizmet koltuğu nöbet koltuğudur. Kimse orayı sahiplenmemeli, “Başkanlık yoksa ben de yokum!” gibi sığ düşüncelerden şiddetle kaçınılmalı, dava insanı dün başkan olarak hizmet ettiği bir kurumda, bugün sıradan bir üye vasfıyla hizmete devam etmekten imtina etmemelidir.

4. Uçuş hızı yavaşladığında gerideki kuşlar, daha hızlı gitmesi için öndekileri bağırarak uyarmaktadırlar.

Kıssadan Hisse: İlerlemek ve yol almak için, bazen başkalarının uyarılarına ihtiyaç duyarız. Bundan alınmamalı; tam aksine, böyle uyarıları sevinç ve takdirle karşılamalıyız.

Hz. Ömer, dostunun ancak kendi hatasını bildiren kimse olabileceğini söyler. Bunu hizmet ehli zaviyesinden ele aldığımızda anlaşılıyor ki hizmetlerde, başkana karşı hatalar dillendirilmeli, açık yüreklilikle ortaya konulmalıdır. Ancak bunun kadar önemli bir başka husus da, başkanın bu uyarıların yapılabilmesi için uygun ortamı hazırlamasıdır. Zira psikolojik bir vakıadır ki, Hz. Ömer’in kürsüden “Kadın doğru söyledi, Ömer yanıldı.” sözlerini telaffuz etmesi , tüm dinleyicileri ilgili mevzuda yüreklendirmiş, bundan sonraki uyarılar için açık bir müsamaha garantisi anlamında yorumlanmıştır.

5. Gruptaki bir kuş hastalanırsa ya da bir avcı tarafından vurulup uçamayacak duruma gelirse; düşen kuşa yardım etmek üzere gruptan iki kaz ayrılıyor ve korumak üzere hasta/yaralı kazın yanına gidiyor. Tekrar uçabilene ya da eğer ölürse, ölümüne kadar yaralı kuşu asla terk etmiyorlar. Daha sonra kendilerine başka bir kaz grubu buluyorlar. Hiçbir kaz grubu, kendilerine bu şekilde katılmak isteyen kazları reddetmiyor.

Kıssadan Hisse: Adam olmak için vefalı ve sadık olmak gerekiyor. Vefasız ve sadakatsiz olanlar herzaman kaybetmeye mahkumdurlar. Mü’min bir şahsiyet önce Rabbine karşı vefalı ve sadakatli olmalıdır. Allah’a karşı vefalı ve sadakatli olanlar, vahye ve sünnete uygun olarak cemaat halinde yaşayan kardeşlerine de vefalı olurlar.

Vefa ve sadakatle yaşanan bir ömür duasıyla

  Diğer Yazı Başlıkları

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!