Yazar Makaleleri


 Abdullah Büyük


  İslami Hizmetlerde Usul-Vusul İrtibatı
Ekleme Tarihi: 26.08.2018

Hizmete adım atan, İslamî hizmetlerde küçük büyük görev alan herkesin henüz hizmetin başlangıcında bilmesi gereken çok önemli bir husus vardır. Karşılığını yalnız Allah Teâlâ’dan beklediğimiz gayretlerin ifadesi olan hizmetler, sohbetlerden ayrı olarak icra edilemez.

Hizmetlerde görev alanlar her zaman çalışmak için hazır beklemek, her durum karşısında acil eylem planı uygulamak gibi önemli sorumluluklarının farkında olmalıdırlar. Bu suretle böyle aciliyet kesbeden vazifelerin icra edildiği mekân olan dernek ve vakıflarımız, camilerimiz bizim için evlerimizden daha mühim bir seviyeye gelmektedir. Yine bu suretle “Ey iman edenler! Allah'ın ve Rasulünün önüne geçmeyin.” (Hucurat, 49/1)Allah’ın ve Rasulünün rızasına uygun amellerin yapıldığı, kitap ve sünnetin konuşulduğu mekânların önüne geçmeyin ve geçirtmeyin emr-i ilahisi de anlaşılmış olur. Hizmet kervanı hazır kıta gibi her an faaliyete geçmeye hazır olan kadroyu temsil etmelidir. Çünkü hanımın eşine hizmetinin dahi sadaka olarak karşılık bulduğu dinimizde, Allah’ın ayetlerinin yayılması, toplumun ıslahı ve günahların önüne geçilmesi adına yapılan hizmetin nasıl değer bulacağı açıktır. Bugün Hz. Peygamber (sav)’e fiziki olarak hizmet edebilme imkânı elde edebilseydik muhtemelen milyonlarca Müslüman bu fırsatı yakalayabilmek için birbiriyle yarışacaktı. Oysaki O’nun emirleri ve sünnetleri doğrultusunda yapılan her hizmet ve çalışma, O’na yapılacak fiziki hizmetle eş değerdedir. Ve bu fırsatı yakalamak sahip olduğumuz imkânlar, hizmet için tahsis edilmiş vakıf ve dernekler sayesinde bizler için hiç de zor değildir. Üstelik sünnet kapsamında yapılan her hareket hizmet olarak adlandırılacağından, hizmete niyet etmiş bir mü’min, evinden dışarı dahi çıkmadan, emr-i bi’l-maruf ile tavsiye ve nasihatle bile bunu gerçekleştirebilir. Önemli olan samimi ve ihlâslı niyetlerimizdir. Hadis-i şeriflerde işaret buyrulduğuna göre samimiyetle niyetini alan her kişinin, hizmet başarıya ulaşmasa bile tam bir hizmet sevabı elde edeceği de bilinmelidir.

İslami hizmetlerde vuslata erebilmek için izlenmesi gereken usulün aşamalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

1-Hizmet Heyetinin Teşekkülü: Cemaate ve hizmet birimlerine yönelik hizmet heyetinde olduğunu kabul etmiş olan kişi otomatik olarak hizmet heyetine dâhil olmuş demektir ve diğer tüm çalışanlarla da bir bütün haline gelmiştir. O, Allah’a hizmet etme niyetiyle bir araya gelen mü’minlerle ahirette, cennette de ayrılmayacağına inanır, ahirette yaşayacağı zorlukları bu kardeşlik ve ashap ruhuyla atlatacağına iman eder. Bu neticeye ulaşmak ve bahsi geçen ashap ruhunu taşıyabilmek için hizmet heyetleri evvela sistemleştirilmelidir. Akabinde ise branşlara ayrılması gerekir. Çünkü bu, hizmetlerin düzenli ve yararlı olabilmesi için, hangi elemanın hangi alanda istihdam edileceğini bilmek için elzemdir. Birçok farklı alanda hizmet kalemleri oluşturulması ve hangi çalışanın hangi işle ilgileneceğinin belirlenmesi, hem onun sorumluluğu üstlenebilmesi hem de hizmetlerde karışıklık oluşmaması için gereklidir. Aynı zamanda hizmet mekânının, derneğin kurumsallaşması için de bu şarttır.

2-Hizmet ve merhamet bir nevi merdiven basamakları gibidir. Yani hizmet ve merhamet bir arada tutulduğu müddetçe bu basamaklar sağlam bir şekilde tırmanılacak ve istenilen seviyeye sizi çıkaracaktır. Bu basamakları çıktıkça ahlakta, maneviyatta, edepte de seviye kat edecek; dünyadaki ve ahiretteki hayatı da düzelecektir. Dolayısıyla hizmet ehlinin yüce Allah’ın Rahman ve Rahim ismi şeriflerinden beslenmesi, onlarla sağlam bir irtibat halinde olması çok önemlidir. Bu iki isimden alacağı enerji onu bütün hizmet hayatında sağlam, sabırlı ve kuvvetli bir hale getirecektir. Rahman ismi şerifi Cenab-ı Allah’ın dünyadayken tüm kullarına merhametli olmasını, “Gerçekten de insan, ancak çalıştığını elde eder.” (Necm, 53/39) ayet-i kerimesinde de ifade edildiği gibi Müslüman yahut gayr-i Müslim ayırt etmeden tüm insanlara çalıştıklarının karşılığının vermesini ifade eder. Rahim ismi şerifi ise ahirette merhametinin yalnız mü’min kullarını kapsaması anlamını taşıdığından hizmet ehli bu isimlerle beslendiğinde hizmetlerinde kişi ve insan ayırımı yapmayacak, yardıma ihtiyacı olan herkese elini uzatacaktır. İşte bu nedenle hizmet erinin ufku çok geniştir, o hayata dar pencerelerden değil, iman kaynaklı ferasetiyle bakar. Fakat bu feraset ve ufka sahip olmazsa “(Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 21/107) ayet-i kerimesinin işaret ettiği manayı idrak etmesi imkânsız hale gelir. Rahman ve Rahim isimlerinden ruhunu besleyen kimse, hizmet götürdüğü tüm varlıklara karşı şefkat ve merhameti esas alacaktır. Basit menfaat ve bencilliklerle hizmetleri kirletmesi söz konusu dahi olmayacaktır.

3-İçtimai bir kulluk vazifesi olan hizmet “(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha, 1/5) bilinci ve şuurunun anlaşılmasının da tek yoludur. Bu şuurla mü’min, yaşadığı devrin akışından, ülkesinde zuhur eden olaylardan ve tüm vatandaşlardan kendisini mesul görür. Seksen yaşında Efendimiz (sav)’in göstermiş olduğu geniş ufuk ve fetih müjdesine binaen İstanbul’u fethetmek için kılıcını kuşanan sahabe, işte bu bilince sahipti ve tüm dünyaya ait sorumluluk yükünü omuzlarında hissediyordu. Seksen yaşında cihat meydanlarında koşan sahabeler, belirli bir yaştan sonra tek hedef ve gayeleri emekli olup dünyaya karışmamak olan günümüz Müslümanları gibi sığ bir düşünce ile dünyaya bakmıyorlardı. Ve yine onlar hizmeti içtimai-sosyal kulluk vazifesi olarak gördüklerinden, kendilerinden kilometrelerce uzak bölgelerden bile kendilerini sorumlu hissediyorlardı.

4-Hizmet ehli bin bir türlü canlıya hayat vererek akıp giden bir ırmak misalidir. Dolayısıyla onun misyonunda kızmak, bağırmak, şikâyetçi olmak değil bilakis etrafındakilere bir ırmağın canlılara fayda vermesi gibi fayda sağlamak vardır. Şunu ifade etmeliyiz ki, hizmetlerdeki performansı anlatılanın aksine olan, rahmet özelliği yerine sıkılmak, darılmak ve hizmetlerden usanmak kendisinde görülen hizmet erlerinin, kesinlikle usul hataları bulunmaktadır.

5-Hizmette bulunanlar muamelelerinde mayın tarlasında yürüyormuş gibi büyük bir hassasiyet gösterip, edep ve nezakete dikkat etmelidirler. Muhatabının kim olduğu, hatta canlı yahut cansız bir varlık olması bile onun saygısından ve hassasiyetinden hiçbir şey eksiltemez. O halde hizmetler beyin gücünün, beden gücünün, gönül gücünün ve maddi gücün birleştirilmesi ve en güzel kıvamda muhataba sunulmasıdır. Bundan dolayı hizmet ehlinin azığı sabır, dayanağı da Mevla olmalıdır. Çünkü bu kıymetli vazifesinin önemini iyi bilen şeytan boş durmayacak, türlü hile ve tuzaklarıyla yolunu kesmek isteyecektir. Hizmet gelip geçici bir sevda değil, son nefese kadar muhabbetle ile ifa edilmesi gereken yüce bir vazifedir.

6-Hizmetin ve hizmet ehlinin literatüründe emeklilik kavramı da bulunmaz. Çünkü “artık bu kadar yeter” duygusu kişiyi hizmetten alıkoyup dünyaya doğru çeken bir nefis fısıltısıdır ve Kur’an-ı Kerim’in “Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” (Hicr, 15/99) emri ilahisiyle de örtüşmemektedir.

7-Hizmet ehlinin hizmet adına çoluk çocuğunu, anne babasını ve rızkını, kazandığı işini ihmal etmesi nasıl doğru değilse, bunları bahane ederek Allah yolunda hizmetten geri durması da mahsurludur. Yaşadığı maddi manevi rahatsızlıklar veya başka türlü sıkıntılar nedeniyle hizmeti terk edenler, bunlara rağmen yapacakları hizmet nedeniyle Cenab-ı Allah’ın onlara hem maddi, hem de manevi olarak nasıl bir bereket ve rahatlık ihsan edeceğini idrak edemeyen, her sıkıntının çözümünü maddi ve görünür sebeplerde arayanlardır. Böyle bencil ve küçük hesaplarla hizmetlerle alakasını kesen insanların bu yaptıkları arş-ı alayı titretir desek hata etmiş de olmayız.

İslamî hizmet ve hareketlerde önce dava sonra insan, İslam yanlısı hareketlerde ise önce insan sonra dava gelmektedir. Yani İslamî olma özelliği kazanamayan hizmetlerde çalışanlar önce şahıs menfaatini düşünür, ardından davası gelir ki bu hizmetler için de, kişiler için de hiç hoş bir durum ve usul sayılamaz.

“Biriniz işini güzel ve özenerek yaptığı zaman Cenab-ı Hak memnun olur.” (Beyhâki, “Şuabü'l-İman”, 5-334) hadis-i şerifinde Allah Rasulü işleri ibadetler, muameleler yahut günlük olarak sınıflandırmadan hepsinin özenli yapılması gerektiğini söylemiştir. Yani hem kıldığımız namazlar hem de bir mesleği icra etme bunların içine girmektedir. Küçük -büyük, farz- mubah tüm işlerimizde hakkını vererek ve dikkat ve hassasiyet göstererek davranmak Cenab-ı Allah’ı memnun etmektedir.

Bir başka hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Şehit kendisini Allah’a adayan kimsedir.” (Muvatta, “Cihâd”, 15) O halde hayatını farzlara, iyiliğe, Allah’dan gelen ayetlere adayan, ayetlerin yönlendirmesiyle hayatını yaşayan bir kimsenin bu hal üzere vefat etmesi neticesinde hükmen şehit mertebesine ulaştığı, hadis-i şerifin işaret ettiği bir hakikattir. Kendini Allah’a adayan mü’min, tüm hayatını ve tüm işlerini de ona adamıştır. Mü’minin hayatında evin içinde yahut dışında fark etmez, hangi alana bakarsanız bakın İslam’ından, cihadından bağımsız tek bir an bulamazsınız. Suda yaşayan bir balık suyla nasıl devamlı bir ilişki içinde ise mü’minin de diniyle ilişkisi aynı boyuttadır. Yani ondan ayrı tek bir anı dahi tahayyül edilemez. Hayatının bir bölümünü dünyaya bir bölümünü ahirete ayırması, hayatını Allah’a adayan bir mü’min için söz konusu olamaz.

İbn Kudame “Nefsiyle cihat etme hususunda kendisini Allah’a adayan herkes şehittir.” demiş, bu hakikati daha farklı şekilde ifade etmiş ve insanın kendisiyle cihadına dikkat çekmiştir. İnsanın içindeki Firavun’a karşı yaptığı cihadın en zor cihat olduğunu da yine hadis-i şeriflerden öğreniyoruz. Bu zor düşmanla, şeytanın vesveseleriyle cihat hususunda kendini Allah’a adayanlar da şehit mertebesine ulaşmış olanlardır.

“Ümmetimden bir kimse Müslümanların işlerinden birini üzerine alır da kendisini ve ailesini koruduğu gibi onları koruyup gözetmezse cennetin kokusunu duyamaz.” (Taberani, Mucemu’s-Sağir, c. 2, s. 333) Önemli bir hususta ciddi bir uyarı yapan bu hadis-i şerifi İslami hizmetlerde istihdam edilmiş bütün şahsiyetlerin biran bile akıllarından çıkarmamsı gerekmektedir

  Diğer Yazı Başlıkları

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!