Yazar Makaleleri


 Abdullah Büyük


  Aile Hayatının Temeli Sevgi ve Merhamettir
Ekleme Tarihi: 26.08.2018

Evlilik müessesesinin alt yapısında hukuki-fıkhi prensipler değil, sevgi, şefkat ve merhamet vardır. Bu yapı ilahi bir yapıdır. Allah’ın varlığını kanıtlayan bir ayettir aile kurumu. Evlilik, vererek alma sanatıdır. Eşler birbirlerinin dünyasına, kişiliklerine ne ekerlerse onu biçerler.

Evliliğin sürekli beslendiği iki önemli kanal vardır ki biz bunları ücreti Rabbimiz tarafından ödenecek sadakalar olarak görüyoruz.

1-Hanımın, beyine meşru olarak yapmış olduğu tüm hizmetler,

2-Erkeğin, meşru olarak yapacağı her çeşit harcamalar.

Evlilik müessesesine dış müdahaleler, müesseseyi olumsuz etkiler. Hatta istenmeyen neticeler doğurur. Anne-babalar evlendirdikleri çocukların yakalarını bırakacaklar. İç işlerine karışmayacaklar. Karışanlar, karıştırmışlar ve içinden çıkamayarak müessesenin yıkılışına sebep olmuşlardır.

Mümtaz sahabelerden İbn Mesud (ra) der ki: “Her amele bir imam gerek.” İmamdan maksat ilimdir. Yani yapılacak her meşru işin, amelin, vazifenin ilmini öğrenmenin önemine işaret edilmiştir. Üzülerek söylüyoruz ki evlilik hayatına adım atacak olanlarımızın çoğunluğu, evlilik müessesesinin kültürünü, mahiyetini anlamadan, kavramadan işe başlamaktadır. Tabir yerinde ise bir gecede koca ve bir gecede baba oluyoruz. Böyle olunca da hak-hukuk ihlallerinin olmaması mümkün değildir.

Eşlerin kendi aralarında ve çocuklarıyla birlikte geçirdikleri hayatta, kul hakları dediğimiz alan, sürekli ihlallere uğrar. Bunun en önemli sebebi, evliliğin ilk adımı olan nişanlılık döneminde yapılan haksızlıklardır. Bu haksızlıklar adeta evlilik hayatının temeline saatli bomba yerleştirmeye benzer. “Niçin?” diyecek olursak, nikâhın getirdiği geçerli prensiplerin, kaidelerin, nişanlılık döneminde caiz olmamasıdır.

Boşanmaların her geçen gün çoğalmasının arka bahçesini iyi görmek gerekiyor.

Şimdi siz muhterem okuyucularımıza evlilik hayatında kul haklarının ihlal edilmemesini sağlayacak olan ve kademe kademe gelişecek ve eşlerin mesut olacağı bir çözüm zinciri takdim etmek istiyoruz.

Evliliğin ilk kuruluşunda Rabbimizin bizzat devreye girdiğini görmekteyiz.

“Yine sizin için kendileriyle huzur bulasınız diye kendi türünüzden eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhameti yerleştirmesi de O’nun varlığının delillerindendir. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir topluluk için alınacak ibretler vardır.” (Rum, 30/21)

Bu ayette Rabbimiz, ailenin kuruluş merhalesi için bizlere şu mesajı vermektedir:

Zevciyet ve Sükûnet kelimelerinin yarattı fiili ile gelmesi, Allah’tan insana yansıyan bir tecelli olduğunu gösterir. Sevgi ve Rahmet kelimelerinin kıldı fiili ile gelmesi ise, bu ikisinin, insanın iradesine bağlı olduğunu gösterir. Rabbimiz tarafından büyük bir ikram olarak verilen bu düzen ve intizama eşlerin bağlı kalmaları, aile hayatlarının, Allah’ın varlığını ispatlamasının bir delili olarak gösteriliyor. Yine bu önemli konunun bir başka yönü ise, evlilik hayatının temelinde hukuki prensiplerin değil, sevgi ve rahmetin olduğu gerçeğidir.

Aile hayatının çarkının dönmesinde hukuki ve ahlaki prensiplerin yeri büyüktür. Eşlerin birbirlerine haksızlık yapmasını önleyici sebep ise, erkeğin Kavvam, kadının ise Ganitat olarak yer almasıdır. Bu iki kavramı açacak olursak, karşımıza şu gerçekler çıkacaktır:

Erkeğe ait vazifeler: Kavvam sözcüğünde özetlenmiştir.

1. Allah adına evini, hanımını, çocuklarını idare etmek.

2. Ailenin tümünün terbiye, eğitim ve öğretimini üstlenmek.

3. Helal yoldan nafakasını temin etmek.

Kadına ait vazifeler: Ganitat kavramında özetlenmiştir.

1. Kocasına meşru konularda itaat etmesi ve bu itaatinin sürekli olması.

2. İtaat ve hizmetlerini severek, zorlanmadan, içtenlikle yapması.

3. Evinin, beyinin malını, iffet ve namusunu koruması.

Evlilik müessesinin çarkının dönmesinde sorumlu olan anne-babalar ve çocukların, dikkat edeceği bir konu daha vardır ki o da her birinin birbirleriyle din kardeşi olduğudur. Bu durumda dinin prensiplerinin ihlal edilmesi, kul haklarının çiğnenmesi demektir.

Aile fertlerinin birbirlerinin hak ve hukukunu ihlal etmemesi, ailede danışma ve dayanışmanın var olmasına bağlıdır. "Kim, ne zaman, neyi, nasıl, ne şekilde, ne ölçüde?" Gibi meselelerin netliğe kavuşmaması, haksızlıklara davetiye çıkartır.

Aile içi kul haklarının ihlalinde dikkatimizden kaçan bir başka konu da, nikâh dediğimiz o sağlam ipin varlığını hissedememektir. Bilinmelidir ki, nikâhın yürüyen iki ayağı vardır. Bunlardan biri akit, diğeri ise ahittir. Akit ayağı olan nikâh, eşlerin birbirlerine karşı vazifelerinin yerine getirilmesidir. Ahit ayağı ise erkeğin, evleneceği hanıma karşı verdiği özel teminattır. Yani, hanımının hak ve hukukunu nikâh devam ettiği müddetçe korumasıdır.

Evlilik hayatında eşlerin olmazsa olmazlarından biri de her ikisine yakışan evlilik sanatını icra etmeleridir. Yani kadının, kadınlık sanatını, erkeğin de erkeklik sanatını devreye koymasıdır. “Nedir acaba bu sanatlar?” denilirse, bunun cevabı da aşağıda belirtilmiştir:

Kadınlara ait olan, kadınlık sanatını açacak olursak, şu gerçekle karşılaşırız:

a) Allah (cc), kadınları sevilmeye elverişli olarak yaratmıştır. Bu sebeple,

b) Kadınların seslerini ince ve cazibeli olarak yaratmıştır. Niçin? Konuşunca, beylerine adeta hayat versinler.

c) Kadınların tenlerini, duygusal ve yumuşak yaratmıştır. Niçin? Beyine dokununca, kocası haz duysun. Haz ne demek? Haz: Tat alma, zevklenme demektir.

d) İpek ve altın erkeklere haram, kadınlara ise helal kılınmıştır. Niçin? Hanımlar, kocalarına genç, güzel ve cazibeli görünsünler, diye.

Hanımların, bu özelliklerinin farkına vararak, kocaları için yaptıkları fedakârlıklar, ibadet ve sadaka olarak kendilerine geri dönecektir.

Sıra erkeklerin-beylerin kullanacağı sanata geldi:

Rabbimiz, erkekleri sevmeye elverişli olarak yaratmıştır. Bunun gereği olarak:

a) Erkekler, adaletli tavırlarıyla, hanımlarının gönüllerini fetheder. Daha sonra hükmederler.

b) Hanımın psikolojik ihtiyaçlarından biri olan sevilme arzusu sebebiyle, beylerin eşlerine “seni seviyorum” demesi istenir.

c) Eşlerin, paylaşma ahlak ve erdemine kavuşması için beyler, ev işlerinde hanımına yardımcı olur. Bu husus, hukuki bir görev değil, ahlaki bir güzelliktir.

d) Hanımın yapmış olduğu iş ve hizmetlerde “kötü-çirkin, beğenmedim” sözlerini kullanmaz. Saygılı olur.

e) Hanımını başka kadınlarla değil, bizzat kendisi ile kıyaslar.

Tüm bu bilgi ve örnekler, eşler ve aile fertleri tarafından bilinir ve şuurla yerine getirilirse, o ailenin kaldığı ev, adeta cennet bahçesine dönüşür. Cennet bahçesinde yaşayanların ise birbirlerine haksızlık yapması söz konusu olamaz.

Hz. Ali’nin (ra), şöyle bir sözü vardır. “ Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynaşın, onlarla çocuklaşın, 15 yaşına kadar onlarla arkadaşlık edin ve daha sonra onlarla istişare edin.” Anne ve babanın duyarlı ve sorumluluk duygularının faal olduğu ev ortamında, aile fertlerinin birbirlerine haksızlık etmesi, kul haklarını ihlal etmesi düşünülebilir mi?

Cehaletin (bilgisizliğin) olduğu yerde her çeşit haksızlıklar devreye girebilir. Evlilik müessesesini döndüren şartlar ve çarklar devrede olduğu müddetçe, yüzü soğuk olan talak yani boşanma konusunun ismi dahi konuşulmaz.

Aile hayatının temeli olan sevgi ve merhametin ortadan kalkmasının en önemli sebeplerinden biri de aile içi iletişimsizliktir.

İletişim aletlerinin zirve yaptığı çağımızda, iletişimsizlik son noktaya gelmiş durumda. Eline aldığı cep telefonu ile özel dünyasına çekilen insanımız, yanı başında oturan insanın bile farkında değil. Maalesef bu hal evlilik hayatına da yansımış durumda. Her şeye rağmen, “hatırlatma görevi” bizzat rabbimizden geldiği için, biz de ailenin fertleri arasında olması gereken iletişimlerden bazı örnekler vermek istiyoruz;

- Neyi kastettiğinizi eşinize tam olarak hissettirin. Yanlış anlamaya fırsat vermeyin.

-Uygun zamanda birbirinizi kırmadan problemi konuşun, tartışın, çare arayın, duyarsız davranmayın.

-Muhatabı yani eşinizi dinleyin, onu dinlemeden karar vermeyin.

-Söz ve davranışlarınızı beden dilini kullanarak etkileyici hale getirin.

-Bir şey isterken mümkünse emir kipi kullanmayın, rica edin.

-Duygularınızı kontrol altına alın, öfke kontrolü yapın.

-Anlayışlı olmaya gayret edin ve dürüst olun.

-Ara sıra şaka yapmaktan vazgeçmeyin

-Söz ve davranışlarınız net ve açık mesajlar versin.

-Uzun vadeli ve kalıcı mutlulukları, kısa vadeli ve geçici mutluluklara feda etmeyin.

-Aile bireyleri olarak söz, davranış ve düşüncelerimizden sorumluyuz, yükü başkalarına atmayalım.

-Ailemizde doğru bildiklerimizi doğru üslupla doğru zamanda söyleyelim. Yanlış zaman, mekân ve lisan iletişimi engeller. Unutmayalım ki ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimiz de önemlidir.

Sevgi ve merhamet temeli üzerine kurularak cennet bahçelerinin bir şubesi olmayı hak etmiş aile hayatında yaşamak duasıyla

  Diğer Yazı Başlıkları

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Canlı Yayın
Tekrarı

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!