Nureddin Yıldız

‘Sünnetullah’ nedir nasıl yaşanır..?

Tarih: 08.03.2019

Bu yazıyı sesli dinlemek ister misiniz ? Üye girişi yapın

Allah’ın yarattıkları için koymuş olduğu kurallara Sünnetullah denir. Bu kurallar canlılar için ve cansızlar için geçerli olan kurallardır. Yağmurun yağması, insanın yaratılması, sıcağın oluşması, ateşin yakması, suyun söndürmesi gibi pek çok olay bizim derinlemesine tahlil etme imkânımız olmasa bile bu kanunlar çerçevesinde olup bitmektedir. Bu kanunlar tabiat olayı adıyla anılabileceği gibi, eski ümmetlerden itibaren gözlenen sosyal olaylarda da geçerlidir. Allah’ın kanunlarında asla bir değişiklik olmaz. (Fatır sûresi, 43)

Sünnetullah olarak bilinmesi gereken hakikatlerden biri de Allah’ın nezdindeki gün kavramının bizdeki gün gibi olmadığıdır.

Rabbimizin bir başka kanunu da, mühlet vermesi; ama ihmal etmemesidir. Bize göre çok uzun denebilecek bir süre bekler; ama asla ihmal etmez. O’nun takdir ettiği bir zamanda muhakkak suçlular suçlarının karşılığını, iyi kullar da iyiliklerinin karşılığını görürler.

Allah’ın dini için çalışanların, akıbeti O’ndan bekleyenlerin kendi ellerindeki yirmi dört saatlik günlerden oluşan takvimlerle hesap yapmaya kalkışmaları hatadır.

Müslümanın vazifesi Sünnetullah dâhilinde bütün gayretini göstermek ve gayretinde ihlâslı olmaktır. Zaman hakkında söz Allah’ın olacaktır. Neyi ne zaman yaratacağını dileyecek olan O’dur.

Huy kapmaktan çekinmeliyiz

Oturup konuştuğumuz, dertleştiğimiz, yolculuk yaptığımız insanların beyinlerini sömüren hastalıklardan emin olmamız mümkün değildir. Onların beynini sömüren herhangi bir illet onlarda da yoktu. Onlara başkalarından bulaşmıştır. Onlara bulaşanın bize bulaşmaması garanti edilemez. ‘Kişinin arkadaşının dini üzere olduğu’ gerçeğini göz ardı edemeyiz. Belki sosyal kimliğimizin gereği olarak selamlaşabilir, yiyip içebiliriz. Ama beyinlerimizin mikroplanmasına karşı hassas olmamız zorunluluktur.

Salihlerle beraber bulunmak zaten dinimizin bizden istediği bir şeydir. Özellikle yaşadığımız çağdaki savaş türlerinden birinin insanları düşünemez, düşünse de yönlendirilmiş olarak düşünür halde tutma savaşı olduğunu düşündüğümüzde salihlerle beraber bulunmanın önemi daha iyi kavranmış olmaktadır. Cephe çökertmek için öldürmekten ve yok etmekten daha etkili taktikler geliştirilmiştir. Şer güçlerin yok etmek yerine, yaşatıp menfaatleri doğrultusunda kullanmayı yeğlediklerini görmekteyiz.

Kalplerdekine Şifa’dan

“İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim,  bunu Ben’den acele istemeyin.” (Enbiya suresi, 37)

Denge temel karakterimizdir

İfrat ve tefrit arasında denge tavrımız mü’min olarak hiçbir türlü taviz veremeyeceğimiz genel karakterimiz olmalıdır. Cennet ve cehennem konusunda dahi bizden ‘korku ile umut arasında’ olmamız istenmiştir. İtikatta olduğu kadar ibadetlerde ve ahlâkta, muamelatta dengeli bir hayat yaşamamız İslam’ın aslına uygun olan tavırdır.

Acelecilikle ilgili mü’min kimliğine uygun bir tavır değerlendirmesi yapılırken bu dengenin dikkate alınması gerekmektedir. Acelecilik bir arıza görüldüğü gibi vurdumduymazlık da bir arızadır. Yılların ve enerjilerin boşa geçmesi karşısında, ‘Allah’ın işinde bir hikmet vardır.’ gibi bir mantık ucuz bir savunma türüdür.

Cemaat ve fert olarak herhangi bir çalışmada yapılmış planın neresinde olduğumuzu istişare etmek mecburiyetindeyiz. Çalışmaların ve şahsiyetlerin farklı zaviyelerden değerlendirilmesi, olması gerekenle olan arasındaki mesafelerin tahlil edilmesi gerekir.

Aceleci olmadığımız gibi uyuşuk ve dağınık da olamayız. Hesapsız feda edebileceğimiz bir dakikamız bile yoktur.

Öveceksen müslümanca öv

İslam terbiyesinde övgü için şu kurallar konmuştur:

*Övgü aşırı olmamalıdır. Övgü ile övülenin işinin arasında denge bulunmalıdır. Verilen bir görevi vaktinde bitiren birine teşekkür edilip, takdir edildiği hissettirilebilir. Ama ‘Bu yaptığın İstanbul’un fethine denktir.’ gibi abartılı bir cümle kullanılamaz. Böyle bir üslup, zamanla, kaba sığmaz isteklere davetiye çıkartabilir.

*Övgü, batıl bir değer üzerinden olmamalı, ahlâksızlık ihtiva etmemelidir.

*Övülen, övgü ile beraber fitneye düşürülecekse, övmekten uzak durulmalıdır.

*Övgü amaçlı yapılan faaliyetlerde, davanın özüne ve mantığına aykırı hareketlerden uzak durulmalıdır. Övgü veya takdir için yapılan bir törenin, alkolün kullanıldığı bir otelde yapıldığını düşünmek bile ürkütücüdür. Futbolcuların birbirlerinin sevinçlerini paylaşırken yaptıkları el hareketlerinin, İslamî bir çalışmada kullanılması düşündürücüdür.

Önemli Bir Kural

Allah’ın koruduğu özel kulları hariç, bütün insanlar hataya müsait bir kimliğin sahibidirler. Âdemoğlu hatakârdır. Dünkü durumumuzun bugün aynı kalacağını iddia edemeyiz. Bize göre her doğan güneş yeni bir imtihan günü getirmiştir. Ne iyiler iyi olarak kalma güvencesi içindedirler, ne de kötüler kötülüklerinde batıp kalmış sayılırlar. Mü’min elde ettiği yüksek dereceleri korumak zorunda olduğu gibi, düştüğü alt seviyelerden de yükselmeye çalışmak zorundadır. Son nefes bitmeden iyi ve kötünün son kararı verilmemiştir. Biz kul olarak imanımızı ve amellerimizi koruma altında tutmakla mükellefiz.

Allah için çalışmayı kendisine bir dava edinenlerin, çalışma aşkı ve şekli büyüdükçe, bıkıp terk etme, kenara çekilme riski de o derece yükseliyor demektir. Maalesef yükseklerden yuvarlanmak daha tehlikelidir. Özellikle örnek şahsiyetlerin hız kaybı göstermeleri, alan değiştirmeleri, kendileri için bir kayıp olduğu kadar yükselttikleri davalar için de bir kayıptır.

Bıkma ruhta, bedende ve akılda ortaya çıkabilir. Hangi türü olursa olsun, mü’minin davasından soğuması, bahanelerin ardına saklanıp tembelliği benimsemesi Allah’a sığınılması gereken bir hastalıktır.

Davaya hizmetin özellikle resmi bir işe dönüştürülmüş şekli tam bir bıkkınlık türüdür.

‘Gençliğimizde şöyle böyle işler yapmıştık.’ şeklindeki anlatımlar kuru avuntudan başka bir şey değildir. Bazılarının, ‘nöbet değişimi’ isimli bir maskeyi kullanmaları ise sadece gülünç olarak isimlendirilebilir. Biz, ‘yakîn gelinceye kadar’ kulluk sınavındayız. Sınav zili o yakîndir. Zil çalmadan bırakıp gidenler nöbet değiştirmiş olmazlar. Olsa olsa nöbetten kaçmışlardır. Seksen yaşından sonra binlerce km. yol kat edip, fetih için gelenlerle aynı şehirde yaşamak başka şey, onlarla aynı aşkı yaşamak başka şey olsa gerek!

Müslümanlığımızla iftihar etmekle Müslümanlığımıza hizmet etmek arasında bağ kurulurken, biri hepimizin diğeri ise ‘din görevlilerinin’ görevi olarak algılanmamalıdır.

Bize ikramı cennet olan dinimize hizmet etmek, onu yaşamak ve yaymak, uğrunda fedakârlık yapmakla mümkündür.

Bir ucundan tutarak değil, altına girerek destek olmak, gereken şekliyle cihada katılmak bizi gösteren önemli bir göstergedir.

Din hepimizindir; ona hizmet etmek de hepimizin görevi olmalıdır. Dinden konuşulurken akla cami ve cami görevlilerinin geliyor olması, düzeltilmesi gereken bir yanlıştır. Önemli kavramlardan başlayarak, bu yanlışı düzeltmeliyiz

  Diğer Köşe Yazı Başlıkları

Şarkın En Sevgili Sultanı Salahaddin
Eksen Şartı
Gençlik Duası
‘Sünnetullah’ nedir nasıl yaşanır..?
Dinimize Hizmetin İç Meseleleri
Neler yapabiliriz?
İman aynı, imtihanlar farklı
İman kardeşliği bir nimettir
Avrupa standartlarının gereği! Gerçek çehre
Mü’min Genç Sabır Kimin İşi.?
“Girdiği Yere Huzur Getiren Bir Adamdı!
Mürşidi Olmayan, Mutfağında Kendi İslâm’ını Yapar
Fıkıh
Büyük Rahmet Gerçeği
Ramazan Maliyeti
Tam Zamanı
Ey Mü’min Genç! ALLAHUEKBER De
Günümüz İçin Mekke-Medine Tarihi
Peygamber dili
Garipliğimiz Müsecceldir
Genç Mü’min, Sen Başkasın
Kudüs Şehir Değildir
EHLİ SÜNNET GERÇEKLERİ
Kaç kişiyiz
İnsanın tamiri mümkündür
Sürdüğün İz Akıbetindir
Hasta olduk, ne yapalım
Hicretten Bugüne Dersler
Kırpıntı İşler
Kritik Zaman Notları
Sakal ve Peçe
Hedef
Hizmet ve Aile Dengesi
Büyük Şemsiye Küçük Şemsiye
Büyümenin Gereği
Mü’min Kardeşliğin Anlamı
Ramazancı Değiliz
Ramazan ayı ne değildir
Düşünmek İçin
Davetçinin Mirası
Bütün ve Eksik
Sabır Mekânları
Uzağa Gerek Yok
Ashabı Anlamak
Vakit Ağlama Vakti Değildir
Göz Boyama Medeniyeti
Sorumluluğumuz ve Katkımız
İnternet ve Ötesi
Her Şey Adım Adım
Mobil Olmaya Mecburuz
İlim Tuzağı
Çocuğu Eve Kaydettirmek
Su Gibidir Mü’min
Zaman da Allah’ındır
Büyüklük Zamanı
Endişeye Gerek Yok
Şarkın En Sevgili Sultanı Salahaddin
Ne Günlerdi
Ölene Kadar Annelik Babalık
Sabah Programı
Muamelat Kulluğumuzdandır
Büyük Olmaya Niyet Etmek
Dava Adamına Tavsiyeler
Dünya Küçüldükçe Büyümek
İslâm dağ başı dini değildir!
Özgül Ağırlığımız
İşi Bitmez Mü’minin
Umut İman Hayatımızın Enerjisidir
Sabır Güç Katar
Umut Hakkı
Hangi Zamandayız?
Cevap vermeyeceğim
İstatistik Sonuçları
Kur’an Aşısı
Ey Sabır Çınarı
Mü’mine edebiyat öğrencisine mesleki tavsiyeler
Psikoloji öğrencilerine mektup
İlmi kitapları nasıl okumalıyım?
Vakıf ve Derneklerde Para Yönetiminin Dini Ölçüleri
İslam Coğrafyasında Yaşanan Zulümlere Karşı Ne Yapabiliriz?
Meal düşmanlığı, kör mealcilik kadar tehlikelidir
Kur’an ve Sünnet Ekseninde İlahiyatçı Kimliği Nasıl Oluşturulmalıdır?
19 Yaşındayım. Bana Allah İçin Nasihatte Bulunur musunuz?
Bedenim öyle büyüsün ki cehennemde
Demokrasiyi kökten kabul veya kökten reddetme meselesi hk
Hayata Bakışımın Müslümanca Olduğunu Nasıl Anlayabilirim?
Hocam Nedir Bu Çektiklerimiz? Suçumuz İman Etmiş Olmak mı?
Namazlarım beni korkutuyor zevk alamıyorum
tarikata girelim mi girmeyelim mi?
Osmanlı Eleştirilemez mi?
Sizi dinledikçe evlenmek farz diyorum ama
Hocam Nasıl Âsiye Olunur?
Müslüman erkeğin kıyafeti nasıl olmalıdır?
Hicri yılbaşı kutlamak bid’at mıdır?
Son kale Türkiye ama, kardeş kardeşe düşman halde. Ne yapmak lazım?
Hocam, baba olacağım. Nereden başlamalı ve nasıl devam etmeliyim?
Hafızlık yapan çocuk, şeytana nasıl yem yapılır?
Üniversite okuyan mü’min gençler için evlilik tavsiyeleriniz nelerdir
Şu sarhoşa bak
Eksene yatırım
Kardeşlik Kaderimizdir
Bugüne Hoca
Sele Kapılmak
Aslında Cihadın İçindeyiz
Kalplerimizdeki Hançer: Liberalizm
Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Hoca efendi
Kur’an Ehli Olmak Üzerine
Âh ve Vâh
İbni Teymiye’ye Kin ve Nefret Beslemem Günah mı
Hocalarımdan Böyle Öğrendim
Diriliş Manifestosu
MAKULİYET MEDİNE STANDARTLARIDIR
Evlerimizde söz hakkı
Sondan önceki tehlikeler
Aç kurtların softasında din
Şirkin başını ezen Bedir
İbadetten de Tuzak Olur
Aynı geminin yolcularıyız
Kuranı anlamak!
Hangimizin ameli daha iyi olacak!
Annelik nereye kadar!
İslam müslümanlara emanettir.
Bütün zamanların iç sorunu
Mü’minler, Allah’a verdikleri sözü unutmamalıdırlar
Şu ayetler ne diyor ?
Allahuekber doğarken ilk şart
Önümüzdeki gördüklerimiz
Yolumuz açıktır.
Batıl kıyamete kadar savaşacaktır.
Mümin meşkul insandır.
Çocuğa isim koymanın ölçüleri
İlmi Yeirne Koy!
Fırsat Tepme
Kudüs Şehir Değildir
Bu ümmeti tanı
KUDÜS SAMİMİYETTİR
Ramazan röportajı
Mümin kullandığı zamanın kiracısıdır.
Çocuğa isim koymanın ölçüleri
Tarihi sen yaz!
O Mümin çehresin sen!
Seçimin Bitmiş Olmalıdır
Şahidin Allah olsun
Ne ektiğine bak
İz sür, iz bırak
Altpaın güçlü olsun
İhvan-ı Müslimin Değerlendirmesi
Dünya bir okuldur.
İz bırak da git
Ramazana Git
Diken gülden çok olmasın
Bir bilene sorduk
Sen!
Sen Senin Değilsin
Mü’min Genç Ne Boştur Ne de Boşluktadır
Futbol Seninle Oynamasın
Kadın da Çalışabilir, Servet Sahibi de Olabilir Ama!
Rızkı Dert Etme
Çocuklarıyla Mutlu Bir Yuva Kurmak İsteyenlere
Şehirler Kur!
İlmi Yeirne Koy!
Allah Adına Hüküm Vermek Her Âlimin İşi Değildir!
Not defterinden okunmalısın
Engellere takılma!
Fitneyi Unutma!
Bak işte bayram!
Uyuyup uyanmak gibi
Fetihlerin Adamı
Senin namazın başka
Dili basit görme
Şiirin gücünü bil
Hikmeti Görebilmek
Bir ashabı kiram farkı: Tabiilik
Ümmet kimliğimizin gereği
Biyografi - Nureddin Yıldız kimdir ?

Diğer Tüm Başlıkları Göster

» Yazarlarımız

» Bizden Haberler

» Videolar

» Makaleler

» Önerilenler

Faaliyet
Duyuru
Takvimi

Aile
Makaleleri

Üye Olmak
İstiyorum

Bağış
Yap!